şiir değil, hayat adlı yazı
- Hacer Şen

- 17 Oca 2024
- 2 dakikada okunur
Tek başıma hiç bir sorunun yanıtını bulamıyorum. Hep yeni hayatlar yaşamayı isterken, kendimi aynı hayatı tekrar tekrar yaşarken buluyorum. Sisli bir gecede yolunu kaybetmiş gemilere benzetiyorum kendimi. Yanına gidip konuşmak istediğim insanları da bu kayıp gemilere benzetiyorum. Uzaktan soluk ışıklarını görüyorum. Ama ne onlar bana yaklaşabiliyor ne de ben onlara. Sisli gecede birbirimize uzaktan bakıp yeniden kendi kayboluşlarımıza karışıyoruz. Umudum kalmadı artık; bu dünyada düşüncelerimi, beni ve sahip olduğum duyguları gerçekten anlayacak birilerini bulmam imkansız gibi görünüyor bana. Ama evimde duramıyorum yine de. Kendimi sokaklara atmak, insanlarla konuşmak, kendimi onlara anlatmak istiyorum. Dinliyor gibi görünüp dinlemeseler de, anlıyor gibi yapıp anlamasalar da...

Anılar bir zorba gibi yükleniyorlar üzerime. Durmadan hesap soruyorlar benden. Tekrar tekrar aynı görüntüler belleğimi kanatıyor. Ve hep o yüz... Yüzdeki o ışık ömrümü ortadan ikiye bölüyor. Ne geriye dönebiliyorum, ne ileri gidebiliyorum. Öğrendiğim her yeni bilgi eski inançlarımı koyulaştırmaktan başka işe yaramıyor.
Her kayıp gemi bana kırılgan ve bitimli aşkları hatırlatıyor. Dostluklar, sisin ortasında kaybolmuş boğuk insan sesi çıkartıyor. Ziyan olmuş hayatlar bu sisi biraz daha koyultuyor. Her talihsiz karşılaşma, başka bir karşılaşmayı talihsiz kılmaya yetiyor. Her ziyan olmuş hayat, başka bir hayatı ziyan etmeye gidiyor. Evimin duvarları bile yalnızlığın şarkısını söylüyor. Her zorba anı beni yalnızlığın karşısında küçük düşürüyor. Kararmışsa gönlü insanın, nereye baksa orada kararmış gönüller görüyor. Dibe vurmuşsa hayatı, kimi görse dibe vurmuş sanıyor.
İnsanlardan ne kadar umudumu kessem de yine de insansız yapamıyorum. Beni dinlemeyeceklerini, asla anlamayacaklarını bilsem de onlara hayatımı anlatmayı seviyorum. Hem korkuyorum onlardan, hem de korkularımdan kurtulmak için onlara sarılıyorum.
Tek başıma dolaşıyorum sokakta, gecenin kim bilir hangi saati ve yine her yer insan dolu. Kimse evine gitmek istemiyor sanki. Gece koyulaştıkça yalnızlık derdi artıyor. Sadece benim evimin duvarları değil, bütün evlerin duvarları sanki yalnızlık şarkısını söylüyor. Kimse tek başına bu şarkıyı söylemeye katlanamıyor
Kimin gözlerine baksam; bu gördüğün ben değilim, ben aslında başkasıyım diye bağırıyor. Kimi sevsem, bu sevgiyle yarışacağına benimle yarışıyor. Kim beni sevse, bu sevgiden önce kendi yaralarını onarmaya çalışıyor. Sevgi bir eliyle çağırıyor, korku iki eliyle itiyor. Kim beni öpse, ayrılığın ipini geçiriyor boğazıma.
Sokakta gece yarısı yürüyorum. Biraz kuytu ve kalabalıktan uzak bir banka oturuyorum ve sanki her şey gözüküyor bu banktan. Ayaklarımın altından mahvolmuş hayatların yanık suları geçiyor. Kendimle o kadar meşgulüm ki geç fark ediyorum yanımda oturan yaşlı adamı. Uzaklara bakıp benimle hiç ilgilenmiyor gibi yapsa da beni düşündüğünü anlıyorum. Uzaklara bakarken hayretle ve acıyla aydınlanmış gözlerini görüyorum. Yüzüme bakmadan bana soruyor: "Gece ne kadar sessiz değil mi?". Şaşırıyorum benimle aynı düşündüğüne. Evet diyorum durakladıktan sonra. Onca gürültüye rağmen öyle sessiz ki... Çünkü, diye devam ediyor; "kimse kimseyi dinlemiyor, herkes kendine gömülmüş."

"Neden böyle?" diye soruyorum ona. Ellerini kavuşturup uzaklara bakarak: "Hepimiz kendimizi başkalarından çok farklıyız sanıyoruz, ama aslında birbirimize o kadar benziyoruz ki.. Bu bağları görmüyoruz bir türlü. Birlikte ama yalnızız. Bilir misiniz İbranice'de bu iki sözcük tek bir harfle ayrılır: yalnız, yahid demektir; birlikte ise yahad..."
Sonra usulca dönüp yüzüme bakıyor: "Bana hikayeni anlatır mısın?". Şaşırmıyorum bu sorusuna. Yalnızlık ve hayatın bu korkunç belirsizliği öylesine hırpalamıştı ki ruhumu. Ona kendimden bahsedersem az da olsa bir teselli bulacağımı hissediyorum. Ama anlatmıyorum ve kalkıp gidiyorum. Soğuktan irkilirken unuttuğum ceketimi banktan almak üzere arkamı dönüyorum ve çığlık atar gibi yağan yağmurdan başka bir şey olmadığını fark ediyorum.
Hacer ŞEN




hayat gercekten de boyle. "gece koyulaştıkça yalnızlık derdi artıyor." "kimin gözlerine baksam; bu gördüğün ben değilim, ben aslında başkasıyım diye bağırıyor." ve daha bir sürü cümlen, söylediğin her şey gerçeğin ta kendisi.
Ve yalnızlık ömür boyu.(bu şiir.)