Haddimizi Bildiren Adam Charles Darwin Anısına
- Gülefşan Akçay
- 12 Şub 2024
- 4 dakikada okunur
"En zeki veya en güçlüler değil değişime en iyi adapte olabilenler hayatta kalır."

İçimizdeki kralı deviren adam Charles Darwin… birçoğumuz onu maymundan geldiğimizi anlatan (!) manyak adam olarak tanıyoruz . Darwin’in manyak olduğu doğru peki onu fütursuzca , işin aslı astarı ne acaba demeden eleştiren insanların manyak bir egoist olmadığı ne malum ? Bu soruyu sorgulamadan önce Charles Darwin’in hayatına biraz bakmak lazım diye düşünüyorum .
Darwinler seçkin bir aileydi. Mesela Charles’ın büyükbabası Erasmus Darwin başarılı bir hekim ve doğa felsefesiyle büyülenmiş bir şairdi. Ailenin mali durumu oldukça iyiydi. büyükbabası gibi babası da doktordu yani o duyduğumuz birçok fakir bilim insanlarının aksine Darwin’in mali durumu oldukça iyiydi hiç para kazanmasa bile babasının parasıyla hayatını geçirebilecek durumdaydı. Anlayacağınız Darwin hayata 1-0 önden başlayanlardan. Bunun tek istisnası Charles’ın 8 yaşındayken annesini kaybetmesi oldu. Diğer kardeşleri de kendisinden çok daha büyük olduğu için kendi kendine doğada vakit geçirmeyi çok sever olmuştu. Daha önce de dediğim gibi Darwin hayata önüne kırmızı halı serilerek başlamıştı hatta evlerinin bahçesine abisi ve kendisi için bir laboratuvar bile yapılmıştı. Babası Charles için Edinburgh Üniversitesinde karar kıldı
Bu bir aile geleneğiydi. Charles dedesi ve babasının ardından Edinburgh üniversitesinde tıp eğitimi almaya başladı. İlk başta her şey güzeldi fakat cerrahi, insanın midesini altüst ediyordu. O dönemde ameliyatlar anestezisiz yapılıyordu. Bir keresinde Charles bir çocuğa yapılan ameliyatta dayanamayıp odadan kaçmıştı. Okulun ilk yılı bitince Darwin okuldan kaçarcasına ayrılmıştı. Bu sıralarda ise gerek Darwin’in de dahil olduğu grubun liberalliği ile gerekse gençliğin vermiş olduğu isyancı ruhu ile dinin ve din adamlarının hayatın her yönünü yönetmesinden , siyası koltukları tekellerinde tutmasından , üniversiteleri yönetmesinden rahatsızlık duymaya başlamıştı. Darwin’in akıl hocaları arasında biri öne çıkıyordu : Doktor olan Robert Edmond Grant deniz hayatını incelemek uğruna tıp hayatından vazgeçmişti. Darwin fikirlerinden ve prensiplerinden vazgeçmeyen uzlaşmaz bir evrimcinin kanatları altına giriyordu. ( Bu noktada şunu belirtmeliyim ki evrim ilk olarak Darwin'in ortaya attığı bir teori değildi zaten Robert Edmond da olmak üzere birçok kişinin hatta birçok İslam aliminin ortaya attığı bir kuramdır ancak biz neden bugün Charles Darwini konuşuyoruz bunu açıklayacağım o yüzden şimdilik geçiyorum.) Anlayacağınız Darwin tıp eğitimi almak için girdiği üniversiteden kayaları gözlemleyen bir jeoloji gözlemcisi olup çıkmıştı. Böylece tıptan hiçbir derece almadan ayrılmıştı. Fakat babasının bir b planı vardı elbet. Kendisi de dindar olan babası Darwin’in bir rahip olması gerektiği kanaatine varmıştı . Evet evet yanlış duymadınız birçok insanın insanları ateist yaptığına inandığı Charles Darwin bir zamanlar rahipti. Fakat rahiplik okulunda olduğu zamanda Darwin’in tutkusu böcek peşinde koşmak gibi şeylerdi. Kız arkadaşının peşinde koşmak bile ikinci sırada geliyordu. Rahiplik eğitiminden mezun olduğu sırada Darwin’e dünyayı dolaşabileceği bir seyahat teklifi gelmişti. Bu yolculuk Darwin’e doğa bilimlerinin birçok dalını incelemesi için fırsat sağlayacaktı. Kelimenin tam anlamıyla bu yolculuk dünyayı değiştirecekti.

Amiraller 2 yıl sürecek Güney Amerika sahilleri araştırmasında kaptan Robert FitzRoy’a eşlik edecek birini arıyorlardı. Darwin bu tekilinin yaşamda bir kez ele geçecek bir teklif olduğunu fark etmişti .
Yolculuk başlar başlamaz son derece zarif bir sürü canlı yakalamıştı. Darwin tuhaf bir şey fark etmişti: Deniz seviyesinin yaklaşık 9 metre üstünde kayaların arasından geçen yatay beyaz bir şerit vardı ama bu nasıl mümkün olabilirdi işte tam bu sırada okuduğu Jeolojinin Temel İlkeleri kitabı imdadına yetişti. O zamana kadar kabul edilenin aksine yavaş yavaş ve sürekli değişene bir dünya tablosu çizmişti. Charles bu yolculukda binlerce fosil toplamıştı evrimle ilgili ilk ipuçlarını ona bu fosiller verdi. Bu yolculukta Darwini en çok etkileyen şeylerden biri de Fuegolu ilkel insanlardı. Bu sefil insanlar da neydi! Yaratılıştan beri burda bu halde mi yaşamışlardı? Neden çıplak kalmışlardı ? Bu dönemde insanın atasının havyanlara götürülmesi insanları aşağılayan bir durum olarak kabul görüyordu. Peki ama burda hayvanlarla aynı durumda olan yerlilere ne demeliydi? Bu yolculuk boyunca Darwin artık bir şeyden emindi doğada hiçbir şey birden ortaya çıkmıyordu , her şey yavaş yavaş değişiyordu. Bu yolculuktan sonra artık Darwin adı yavaş yavaş duyulmaya başlanmıştı. Kısacası Darwin gemi yolculuğuna avcı ve koleksiyoncu olarak çıkmış, bir doğa bilimci filozof olarak dönmüştü. Darwin niyahet doğal seçilim kuramına güven duyuyordu. Duyuyordu duymasına ama aynı güveni diğer insanlar da duyacak mıydı ? Teorisi o güne dek anlatılan dini kuramlarla hiç uyuşmuyordu. Hatta Darwin de arkadaşına yazdığı bir mektupta doğal seçilim için “bu bir cinayeti itiraf etmek gibi” sözlerini kullanmıştı. Yayınladıktan sonraki süreçte de zaten olanları az çok biliyorsunuz .
Öncelikle şunu tekrar belirtmeliyim ki evrim ilk olarak Darwin'in ortaya attığı bir teori değildi zaten El-Cahiz, İhvan El-Safa, El-Farabi başta olmak üzere birçok islam alimleri de canlıların bir gelişim değişim süreci içerisinde olduğunu öne sürmüşlerdir elbette yine Darwinden önce öne süren birçok batılı bilim insanı da vardı. Ancak Darwin'i ayıran nokta hem evrimin doğal seçilim mekanizmasıyla gerçekleştirdiğini açıklaması hem de Darwin düşüncelerini yayınlamadan önce bunların çürütülemez olduğundan emin olmak istemişti çünkü zaten fikirleri bir cinayeti itiraf etmek gibiyken teorisi çürütülebilseydi bir ömür boşa gitmiş olacakti . Nitekim Darwin amcamız öyle sağlam fikirler ortaya koymuş ki 160 yıl sonra bile hala tartışılıp hala çürütülemiyor.
İşte değinmek istediğim bir noktada bu Kuran'da evrimle çelişen bir husus yokken yapılan spekülasyonlarla şuan Türkiye'de evrime karşı duyulan nedensiz nefretin haddi hesabı yok ancak buna sadece teolojik boyutlu değilde başka bir açıdan bakınca da evrimin ortaya atıldığı ilk günden beri dünya genelinde ateist ya da herhangi bir dini görüşü olması hiç fark etmeksizin evrimi kabullenemeyiş söz konusu. Kendi fikrimce en büyük nedenlerden biri sanayi devrimi ile birlikte doğaya hakim olabileceği, dünyanın lideri olabileceği kanısına varan insanoğluna o hunharca kendi isteklerimize göre kullandığımız canlılardan pek de bir farkımızın olmaması şişirilmiş egolarına tokat gibi gelmiş olacak ki bu gerçeği kabullenmek bu kadar zor olmuş olsun. İşte bu yüzden kelimenin tam anlamıyla haddimizi bildiren adam Charles Darwin'ı saygıyla anmaktan mutluluk duyuyorum.





Yorumlar