Ondan sonra kuşlara çok iyi bakın!
- Şevval Taşcı

- 13 Şub 2024
- 1 dakikada okunur
"Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi! Yiten bu işte."
Yiten tam olarak bu.
Kabus dolu bir rüyanın başlangıcında omzuna konup kaçan kelebeğin peşinden koşup sonunda yine kabusumuza döndüğümüz yer yitip giden.Kabusların başlangıcından sonuna bölmeden gelmek isteme inancı.Herkesin gecelerinden ayırıp kabuslarını,kendin hepsinin en ağırını görmek gözleri önünde sevdiklerinin.İşte yitip giden bu.Büyüdükçe artık akışa dahil olamamak herkes gibi,dışarıda kalmak,koşmak.Koşmak ve sonunda herkesin bahçelerine açılan kapılar ardında sonsuz bir uçuruma bağlanmak.Ya da o uçuruma bile bağlanamamak.Her şey kaybolmak hakkında hepsi bu.
Hiçliğin ortasında yalnızken bir sebebe tutunamamak ve hiçliğe geri dönmek istemek bizim suçumuz olabilir mi?Hayır,olamaz.Hem de hiç olamaz.Geldiğin yere geri tutunmak istemen de senin suçun değildi Nilgün'üm.
Her şey ihtimaller üzerine.İhtimaller üzerine konuşuruz,ihtimaller üzerine yaşarız ve bulunmak istemediğimiz yerden kaçmak da kesinken bir ihtimale dönüşmesi mahveder bizi.Bazen de düşünmek istemeyiz cehennemden kaçışımızın ihtimal olduğunu.Hiçbir şey ihtimaller üzerine kurulu değil,hiçbir şey. Çok acımasızca değil mi hayatın bize yol gösterip aniden önünü tıkaması?Çok zalimce değil mi?
Sevdiklerinden çok uzaklarda insan evine giren böceğe bile sevgi beslermiş,her şeyi daha iyi anlamaya başlarmış.Farkına varırmış asıl yalnızlığın.Bunların hepsini senin sayende öğrendim dünyalar güzeli kadın.
Çocukluğun kendini bıraktığı acımasız akışı reddettmeye bugünden başladın.Yitip giden çocukluğu hep çok sevdin sen.Senden sonra kuşlara çok iyi baktık.
İyi ki doğdun canım Nilgün'üm.
İyi ki vardın.




Yorumlar