top of page

Şairlerin Uğrak Yeri: Üç Nal Meyhanesi





Üç Nal Meyhanesi, zamanında Ankara'da bulunan; Orhan Veli, Oktay Rıfat, Can Yücel, İlhan Berk, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı, Adalet Ağaoğlu, Edip Cansever ve daha nicelerinin müdavimi olduğu, duvarlarını ve hatta tuvaletinin abajurunu bile gelenlerin şiirler ve sözlerle doldurduğu belge niteliğinde bir cennettir.


Romanlara, öykülere konu olan Üç Nal, şairlerimize de esin vermiş bir mekân kuşkusuz. Can Yücel’in de "Üç Nal Lokantasında” başlıklı bir şiiri var. Melih Cevdet’in “Fotoğraf” şiiri sonbaharda geçiyor olabilir ama Can Yücel yaz sıcağında konuk olmuş Üç Nal’a. Biraz da kösnü halinde şair galiba. Beklentilerini sıralarken bir yandan da sıcaktan bahsediyor kısacık şiirinde.


İhtiyacım benim başka bir sıcak

Teninin sıcaklığı senin

Yelelerimden sağrıma inen ter damlalarıyla

Koşturacak beni menzilinden menziline

Dört ayak, üç nal                                       

  -Can Yücel


Şinasi Bayar ve bir arkadaşı Üç Nal'da


"Şinasi hem bir sanatkâr hem de okur yazar olduğundan, lokantası sanatkârlarla okur yazarların  sık sık gidecekleri, gittiklerinde de zevkle oturacakları bir yer olarak tasarladı. Her giden hoşlanıyor. Ben de onlardanım."                                           


-Orhan Veli


Şinasi Baray, ailesinden kalan bu eski evin alt katı daha önceden ahır olarak kullanıldığı için bu mekana Üç Nal adını verir. Belki bazılarınızın bu isme bir yerlerden aşinalığı vardır. Ankara'nın en zengin ailelerinden birinin oğlu olan Şinasi Baray, Ankara Erkek Lisesi'nden Orhan Veli ve Oktay Rıfat'ın sınıf arkadaşıdır. Garip Hareketinin eserlerini taşıyan Sesimiz Dergisi'nin kapağını çizendir aynı zamanda. 1946 yılında açılan bu mekan, edebiyatçıların anılarıyla doludur. Melih Cevdet'in meşhur Fotoğraf şiirinde geçen dördüncü kişi Şinasi Baray'dır.


Fotoğraf


Dört kişi parkta çektirmişiz,

Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi...

Anlaşılan sonbahar

Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli

Yapraksız arkamızdaki ağaçlar...

Babası daha ölmemiş Oktay'ın,

Ben bıyıksızım,

Orhan, Süleyman efendiyi tanımamış.


Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;

Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?

Oysa hayattayız hepimiz.                                           

-Melih Cevdet Anday



Orhan Veli ve Oktay Rıfat'ın arasında kalan Şinasi,  "bir de Şinasi" sözüne pek alınsa da o ciddi ortamda muzipliği bırakmayan Melih Cevdet ne zaman bir kitabını Şinasi Baray'a imzalayacak olsa "bir de

Şinasi" diye yazarmış.


Şinasi’nin babaannesinden kalma Karaoğlanlar’daki konağın ahırından bozma bodrumu Ankara’nın en klas mekanına dönüşmüş. “Akan Zaman Duran Zaman” kitabından, “Atın Dostluğu” başlıklı yazısında şöyle özetliyor Melih Bey: “Lokalin açılmasından bir gün önce, Şinasi; babaannesini getirmiş eski ahırın ne duruma geldiğini göstermek için. Dekorasyonu kendisi yapmıştı. Orhan Veli de oradaymış o sıra, sütunlardan birine dayanmış, içki içiyormuş. Yaşlı kadın Orhan’nın dayandığı sütunu göstererek, ‘Eskiden merkebi buraya bağlardık’ demiş.” Hey gidi.


Meyhanenin kapıları kovboy filmlerini andıran çift kanat şeklindedir. Dekorasyona pek meraklı Şinasi Baray, meyhanede farklı bir atmosfer yaratmak için Üç Nal 'ın duvarını edebi eserlerle, tablolarla, şarap şişelerinden yapılma enteresan nesnelerle süslemiş. Her gelenin bir lakırtı yazdığı duvarları mekana ayrı bir hava katmış hatta duvarlarda yer kalmayınca Şinasi Bayar, üstüne nal çaktığı bir defteri müşterilerine sunmuş. Üç Nal'a ailesiyle gelen bir küçük çocuk deftere şunları yazmış: "Burasını çok sevdim." Notun altına da ismini yazmayı ihmal etmemiş tabi, -ünlü Türk piyanist- "İdil Biret".


Edip Cansever askerliğini 1949'da Ankara'da yaptı. O yıllarda hafta sonları başını sokabileceği bir çatıydı. Can sıkıntısı işte… Cumartesi uğrak yeridir Üç Nal.


" Ankara… Askerlik yılları… Okula Ulus gazetesinden başka gazete girmiyor. Kitap okumak zaten yasak. Şiirsiz bir altı ay. Hafta sonları fırsat buldukça okuyorum. Anlatılacak pek bir şey yok. Renksiz, kupkuru günler. Yanılmıyorsam Kızılay’da, adı Buket olan bir lokantayla, Ulus’ta, Üç Nal meyhanesine uğruyorum, cumartesi akşamları. Cahit Sıtkı’yı, Orhan Veli’yi, daha başka sanatçıları yakından görüp tanımak istiyorum."                                              -Edip Cansever



Bir gün Üç Nal'ın kapısından bir kadın girdi. Girmekten çok şöyle bir başını uzatıp karanlık ve her tarafta tablolar ve şiirler olan mekanı kolaçan etti. Türkiye Radyo Daire Başkanlığında işe yeni başlamış Adalet Ağaoğlu'ydu bu kadın. Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'le tanışmak istiyordu. Çalışana onları sorup "henüz erken" cevabını alınca daha sonra geleceğini söyleyerek uzaklaştı bir vakit sonra oranın müdavimlerinden olacağını bilmeden.


"Üniversiteyi bitirdikten sonra tek başıma ilk adım attığım yer

Üç Nal Bar/Kahvesi."                                          

   -Adalet Ağaoğlu



Orhan Veli, sarhoş olduğu bir gün mekanın duvarına şunu yazdı: "Üç Nal'a gelen, dörtnala gider." Kim bilebilirdi ki daha sonra Üç Nal'a gelip dörtnala çıkarken belediyenin açtığı çukura düşüp beyin kanaması geçireceğini...


İşte böyle bir yerdi Üç Nal. Şairlere ve döneminin bir çok sanatçısına güzel anılar -bazen de kötü- bırakan bir belge.

                                            

   Yazar,  Gülsüm Köse

Kaynakça

 
 
 

2 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Eray Aybay
26 Eyl 2023
5 üzerinden 5 yıldız

cok guzel olmuss

Beğen
gülsüm
gülsüm
26 Eyl 2023
Şu kişiye cevap veriliyor:

🥹

Beğen
bottom of page