ZİNCİLERLERLE BAĞLANMIŞ SANATÇININ KANATLARI: ÖZGÜRLÜK
- NOVA

- 15 Ağu 2023
- 4 dakikada okunur
Sanat özgürlük tarafından emzirildikçe büyür.
Friedrich Schiller

Sanat kavramını ele almadan önce biz insanların öncelikle sanatçı olma süreci, sanatçılığı hakkında konuşmak gerektiğini düşünüyorum. Ne de olsa oluşan sanat eseri, sanatçının fırçasından bir boyadır. Sadece tablolarında beyazın renkleriyle buluşması ile değil; sanat, kalemin kâğıt ile dansıdır da aynı zamanda. Sanatçımızın kendisini huzur içinde bulduğu andır. Sanatçının en çökmüş anında elinden tutan bir aracı olmuştur sanat… İnsanlık tarihinin ne kadar eski olduğunu konuşurken yanımızda bir dost olarak da sanat vardır hep. İnsanı eğitip geliştiren güzel bir değer olmuştur kendisi. Bizlere kattığı estetik zekâ ve zariflik öğretileri ile sanat ona kapısını açan herkesin kalıcı tatlı bir misafiri rolündedir. Toplumların sanatı önemli görmesi ve belirli bir yarış içerisinde olmalarının sebebi de budur. Çeşitlilik arasında akımlarını oluşturmuştur sanatımız. Peki sanatı sanat yapan tam olarak neydi, buna bir cevap aramalıyız. Sanatçı mı yoksa kendisi tarafından bir güce mi sahipti bu sanat? Hiçbiri değildi.
Sanatı sanat yapan sanatçıdan öte, sanatçının bir insan olmasıydı aslında. Duyusal ve duygusal hislerin somutlaşmış ögeleriydi sanat dediğimiz bu kavram. Ve duyularımızın arasında yansıtmak, aktarmak isteği de bulunuyordu. Tarih boyunca insan figürü kendisini aktararak, herhangi bir şekilde kendisini bir işle meşgul iken buluyordu. Bu bir müzik aleti, bu bir tablo hatta bu bir çamaşır yıkama anı bile olabilirdi. Sonuncusunu diğerlerinden ayıran tek şey onun estetiklik anlayışı bulunmamasıydı. Fakat bir insanın yoğun duygularının aktarımını sanat olarak ele aldığımızda aslında tüm anılarımız bir eser oluşturuyordu. Bunları aktarırken yaşamamızın da değeri olan “Özgürlük” kavramını ortaya çıkarır bize. Sahil kenarında en güzel Beethoven parçaları ile yürürken kimsenin bize karışamayacağı gerçeğini kâğıda yansıtma isteğiydi işte bu. En azından en basit hali ile bu şekilde aktarabilir olduğuydu. Biraz daha derinine inmemiz gerek bu konu için. Sanatçı, sanat ve özgürlük. Üç önemli değerin konuşma vakti gelmiştir…
Sanat, güzelden haz duyma, nefret, yaratma, güzeli görebilme, sevinç, öfke gibi duygular ile insancıl faaliyetlerin çeşitli yollarla dışa yansıtılmasına denir. İster sanatı ortaya atan kişi, ister o sanata heyecan katan kişi olsun bu tarz insanların ortak özelliği ise, hayatın mutlu noktasını yakalayabilmiş olmalarıdır. Pek çok filozof sanat dallarını ve sanatı, temel ihtiyaçlardan sonra gelen zorunlu istek olarak görür. Hatta bazı düşünürlere göre "İnsanı hayvandan çok daha farklı bir hale gelen ağlama, konuşma gibi özellikler değil de, aslında tamamen sanattır." düşüncesi bulunur.

Bu kadar yoğunluk arasında sanat, hem insanın yaratıcı yönünü biçimlendirir, hem de onun toplumsal varlığının bir parçasını oluşturur. Bu nedenle sanatçılar her dönemde kimi zaman toplumda kimsenin söylemeye cesaret edemediklerini söylemiş, kimi zaman kitleleri provoke etmiş, kimi zaman da toplumu eğitici roller üstlenmişlerdir. Dışarıda halka açık sanatı yapan da, evinde kendi sanat dünyasını oluşturan her iki kişinin de hakkıdır sanat özgürlükleri. Çünkü sanat kavramı somut olduğu kadar soyut duyguların dışa yansıtılmasıdır aynı zamanda. Sanatta yaratıcı düşünce, sorgulayan ve biçimlendiren düşüncedir. Bu tür düşüncelerin sonuçta biçime ulaşması ise soyut sanatı oluşturur. Sanatçının amacı, kendi estetik değer ve düşünceleri içinde varlığı sorgulamak ve saptadığı anlama biçim vermektir. Soyut sanatın aradığı gerçeklik; doğal nesne benzeri gerçeklik olmayıp, sanatçının kendi düşünceleriyle araştırarak kurduğu ve yarattığı bir gerçekliktir. Böyle bir durumda onu kısıtlamak oluşturacağı dünyayı sadece belirli kalıplara sokmasına sebep olur ve elindeki ilhamın kaybedişini çıkarır karşımıza.
Sanat, işlediği konunun önemiyle değer kazanır. İçeriği o yönden çok önemlidir. Bu içerik toplumsal şeyleri kapsar veya sanatçının değer verdiği, arka planı dolu olan bir hikâyeyi de kapsayabilir. Önemli olan bunun için kapsadığı şeyi aktarım gücüdür.
Şu an etrafımda gördüğüm şeyleri en “Rus yazarı” şekli ile dramatize edip veya bir sanat akımıyla renklendirebilirim. Bir müzik notası olabilir benim odamın şekli veya okuduğunuz bir şiir… Benim özgürce odamı paylaşabilmem onu daha da zenginleştirir. Daha çok bahsetmeme, heyecan ile aktarmama sebep olabilir. Odamdaki politik veya sanatsal şeyleri üstünü kapatmadan konuşabilmek ona gerçekçilik ve konusuna bir önem kazandırır. Dinlediğim müzikler, ilgilendiğim alanlar odamın tarzını korumasına yardımcı olur. Beni kısıtlayan herhangi bir etken o odanın aktarımında sadece beyaz duvarları ve bir yatak ile masadan oluştuğunu anlatır. Değeri olmaz. Olamaz. O zaman sanatta olmaz.
Tarihin dostu sanatın bizden gerçekten de ihtiyacı olan tek şey bu özgürlük kavramıdır. Onu geliştirip büyüten bir konu olmasıdır. Bu yüzden çoğu sanatçı da sanatını sanat için ortaya koymuştur. Toplum için fayda veya ders aramaktansa duyularının peşinde eser çıkarmak anlayışlarıdır. Estetikliğinde ve yoğunluğunu koruyan bu eserlerde içeriğinde veya çiziminde, müziğinde hep bir terslik oluşturmuştur. Fakat onların tersliği şu anda birçok ilhamıyla da yön vermesi ile ünlüdür.
Oscar Wilde özellikle Dorian Gray’in Portresi’nde bahsi geçen çok katmanlı estetik tavrın imkanlarını kendi özgün ve iddialı üslubuyla incelikle işlemiştir. Kitabın önsözü okuyucuya Wilde’ın sanat felsefesini açıklamak için birebirdir. Sanatın yegane amacının estetik dürtülere hizmet etmek olduğunu, hiçbir sanatçının herhangi bir şeyi kanıtlama amacı güdemeyeceğini ve toplumsal veya ahlaki öğretilerden kaçınılması gerektiğini öğütler. Ve önsözünü şöyle tamamlar:
“Sanatların tümü oldukça yararsızdır.”
Bu cümlesi yazarın sanat için sanatçılığından beslenir. Sanat kullanışsızdır çünkü sanatın “sanat olmak” harici bir vazifesi yoktur.

Sanat, dilsel ve kültürel sınırların ötesine geçebilecek yegane kabiliyete sahip, güçlü bir iletişim aracıdır ve insan olmanın ne anlama geldiğinin bir ifadesidir. Sanat saygısız da olabilir, yüceltici de, anlaşılır da olabilir, karmaşık da, ayrıca dönüştürme ve yenileme potansiyelinde köklenmiş, insanın kendini ifadesinin ilk yaratıcı biçimlerinden biridir. Direnişi ve isyanı; protestoyu ve umudu ifade eden olağanüstü bir kapasiteye sahiptir. Sohbetler başlatabilir; meseleleri toplumsal alana kadar getirebilir, suistimalleri ortaya çıkarabilir ve yeni dünyalara işaret edebilir: insanlara, akademik ve politik söylemlerden daha etkili bir yolla ve daha derin bir üslupla dokunmak, bizi gözyaşlarına boğmak, kahkahalar attırmak ve harekete geçirmek gibi. Sanat insanlar arasında, insana has bir değer oluştur.
Bu yüzden de sanat eseri bir sonuç olmuştur. Kendisi bir sonuçtur. Sanat eseri biçimsel özellikleri gereği diğer tür yapmalardan farklı olsa da, sonuç olarak sadece değerlere sahip kişinin elinden çıkabilir. Çünkü değerini, tıpkı etik davranışlar gibi, insan ve insana bağlı değerlerden alır. Bir yapma olarak sanat eserinde sözü edilebilecek ilişkiler daha çok sanatçının insan durumlarıyla ve sanatçının kendisiyle kurduğu etik ilişkilerdir. Bu durumda sanat eserine etik değerlerin nesnelleşmiş halidir diyebiliriz. Bu böyle olmak durumundadır. Çünkü sanat insan içindir ve insan için olan bir nesne de değerini insana dair anlam anlamların veya değerlerin veriliş tarzında bulur. Sanatın insan için olması da sanat için olmasını gerektirir. En sonunda ise sanat, sanatçının zincirlerini özgürlük kanatları ile refaha kavuşturur. Ve sanat ilerisinde de gerisinde de var olmak için sanatçılarını oluşturur.
Elif Zeyneb ŞENSOY
Kaynakça:




Yorumlarınızı bırakmayı unutmayın. Yazdığımız yazılar bir fikire öncü, sizlerle bir iletişim imkanı oluyor bizim için :)