top of page

YENİ YIL DA YENİ HAYAT MI SANKİ!

Yılbaşına kaldı şurada bir hafta. Birçok yer süslenmiş de bitirilmiş bile. Avrupa’da olduğu gibi bir tempo yok. Tek dayanağımız olan umut yine bizlerle. Heyecan bazılarında olsa bile öyle sıra dışı pek bir şey yok aslında. Kültürün geç gelmesinden midir nedir, hala sakin İzmirim.




Hafta içi herhangi bir gün. Dersime daha varmış da ben biraz acele davranmışım. Zaman varken oyalanayım dedim. Konak İskelesi’nin yakınlarındaki bir banka oturdum. Yazmayı sevenler ekmeğini meydanlardan, kalabalık yerlerden çıkarır. İnsanları izlemeyi bir kere hobi edindiğinizde kendinizi, birileri sevindikçe veyahut üzüldükçe sizin de ruh halinizin değiştiğini görürsünüz. O tanık olduğunuz ufacık sahneler; izlediğiniz insanlar için büyük yargılarda bile bulundurur bizlere, kimi zaman roman olur sayfalara, girer aklımıza çıkmaz bir daha.


Yirmi-otuz metre ilerimde yosunlu kayaların üzerine çıkmış, tek bir tökezlemesinin bile sırılsıklam olmasına yol açabilecek genç, balık tutuyor. Birçok sefer orada sadece orta yaşlı, hatta bunamış kesimin balık tuttuğunu gördüğümden bu gence şaşırmadım değil. Havaya hazırlıksız yakalanmış belli ki, üstünde bir kırmızı ceketten başka bir de eldiven var sadece soğuktan korunmak için. Burnu kızarmış, elleri buz tutmuş.


Bu genç bir aralık telefonunu çıkardı cebinden, uzun uzun baktı. Kaşları çatıldı bir an. Denize doğru fırlattığı olta kancasını hızla geri çekti. Eşyalarını da aynı hızla toplamaya başladı. Otuz saniye ya vardır ya yoktur. Bir de içinde balık değil de dışına yosun bulaşmış kovasını aldı, kayalardan çıkıp koşmaya başladı. Haddime olduğundan değil de insan merak etmiyor değil. Nereye koştu bu genç? Kötü bir haber mi aldı birilerinden?


Yanımdaki bankta bir çift teyze vardı. Onların da dikkatini çekmiş, benimle beraber onlar da baktı koşan gencin ardından. Genç iyice göze görünmez olunca da birbirleriyle konuşmaya devam ettiler. Konu 2024 değil, günlük sohbetlerdendi daha çok. Siyaset, çoluk çocuk, para işleri…


Solumda, yüz metre ilerideki iskele kenarında bir çift kucak kucağa, sarılmışlar birbirlerine. Adam uzun uzun, çokça kere öpüyor kadını. Şu upuzun sahil kenarında bir mutlu da onlar sanırsam. İyi şeyler de oluyormuş en azından.



Sağımda ise gene aynı uzaklıkta bir fotoğrafçı var. Kayanın üzerinde koyduğu sandalyeye sıraya girenleri tek tek oturtup çekmekte. Sırada ise pek ihtişamlı bir amcamız var. Oturdu sandalyeye, taktı güneş gözlüğünü; kafasını yukarı kaldırdı ve baktı kamera merceğine. Pek bir özgüvenli geldi bana. Her adımda kendinden bir parça düşürenleri öyle çok görüyoruz ki amcadaki bu tavır hoşuma girmedi değil.


Kışın ortası da olsa İzmir, mağrur bırakmaz bizi güneşinden. Bırakmaz bırakmamasına da güneş olmasına rağmen bu katı soğuğa bir İzmirliler şaşırmaz. Anlayacağınız, buralar gene olduğu gibi; yeni yıl heyecanı varla yok arası, huzur da herkeste yok. Kar desen, o da yok…



-Gülsüm Köse


 
 
 

1 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
cansuaklan06
cansuaklan06
30 May 2024
5 üzerinden 5 yıldız

çok güzel olmuş eline sağlık

Beğen
bottom of page