YAPAY ZEKÂ VE ESTETİK
- NOVA

- 25 Ağu 2023
- 3 dakikada okunur
Yapay zekâ, insanlar da dâhil olmak üzere hayvanlar tarafından görüntülenen doğal zekânın aksine makineler tarafından görüntülenen zekâ çeşididir. Estetik ise duyusal bilginin bilimidir; konusu da duyusal yetkinliktir. Gerçekleştirmek istediği, güzel üstünde düşünme sanatıdır. Estetik kavramı güzel olanı aramak, duyumsamak şeklinde açıklanır. Peki, bunun konu ile alakası nedir? Estetik bakanın gözünde mi?
Düşününce yapay zekâ ilk çıktığından itibaren sanatın, estetiğin de konu içerisine girmesi hem öngörülebilir hem de şart olması gereken bir şeydi. Çünkü en başından beri merak ettiğimiz, yapay zekâ algoritmalarının sadece mekanik ve matematiksel işleri ne kadar hatasız ve hızlı yapabileceği değil(tabi ki de konumuz da bu da bulunuyor ama insan beyni sadece bundan oluşmuyordu), insana ait olarak tanımlanan karmaşık dil yapısı, düşünme ve karar alma, yaratıcılık gibi özelliklerin de bu yapay sistemlerin konusu olup olamayacağıydı. Bu tamamen yeni bir beyin yaratmak gibi bir şeydi. Teknik araçlar, çağlar öncesindeki en ilkel aletlerden günümüzdeki en gelişmiş makineler ve bilgisayarlara kadar geniş bir tasarım yelpazesini içermektedir. Görsel tasarım ise, günümüz tekniğinin olanaklarını kendi üretim yöntemlerine uygularken, bilim ve endüstrinin ilişkisinden doğan çıktıların oluşturduğu yeni soruları beraberinde getirmektedir. Şuan takip edeceğimiz kısım da tam olarak budur. İnsanın kendi beyni bile görsel ve sayısal olarak ikiye ayrılmış iken bunun çağımızdaki yapay zekâ ile insanların estetik zekâsı ayrımını, yapay zekâya nasıl yansıtmalıdır?
Günümüzde yapay zekânın algoritmalar aracılığıyla oluşturduğu çeşitli görsel çıktılar mevcuttur. Fakat sıfırdan oluşturduğu bir eser ortada değildir. İnternet üzerinde birkaç site ve uygulama bulunur; bunlar yazdığın birkaç kelime ile de yapay zekânın sana çizeceği görselleri ortaya çıkarır. Bu ne kadar bir yapay zekâ eseri olabilir düşünüyorum. Açıkçası o kelimelerin bir insandan çıkması, yani yine insan yaratıcılığını ortaya koyuyor olması hala yapay zekâyı kısıtlar halde.

Yapay Zekâ Sanatçı mı, Araç mı? Bu konu hakkında şuan ilk defa biz konuşmuyoruz emin olun. 1973'te Cohen adında bir meraklı kendi öğrettiği bir dizi kuralı uygulayarak çizimler oluşturabilen bir program yazdı ve bu çizim programına AARON adını verdi. AARON kendi başına çizim yapabilen ilk bilgisayar programıydı. Yapan kişi programından çok emin bir şekilde geliştirmiş ve öldükten sonra bunun ilk sanatçı robot olacağını savunsa bile hem teknoloji dünyasının hem de sanat dünyasının beklentisi daha "bağımsız" çalışabilen ve "kendi" eserlerini ortaya koyabilen bir makinenin icadıydı. O vakitlerden itibaren de insanlar aralarında insan arar. Bir insan için birçok gelişmiş şeyler yaparlar. Sekiz milyara neredeyse varacağımız bu dünyada sanatı ve düşünmeyi bizim yerimize gerçekleştirecek insanlara…
Özetlemek gerekirse, yapay zekânın sadece yeni bir araç olduğunu bu anlamda sanatçı, sanat eseri, estetik, özgünlük gibi kavramların farklılaşarak varlığını sürdüreceğini söyleyebiliriz. Peki, yapay zekâ sanatı öldürecek mi? Bu anlamda sorumuza gelirsek yapay zekânın sanatı ortadan kaldırabilmesi mümkün değil. Fakat yeni bir bakış açısı ve yeni birçok dönem açacağından eminiz. Ancak altını çizmek gerekir ki eğer tehlike sanat alanı dâhil her düzlemde varlığını sürdürüyorsa, yapay zekânın sanatı öldüremeyecek olmasına sevinmek, kendimizi kandırmaktan başka bir şey olmayacaktır. Diğer yandan her şey gibi yapay zekânın da bir diyalektiği var ve bu anlamda yapay zekâ bir mücadele konusudur. Bilime bir karşılık ya da yenilikçi olmadığımızdan değil bunun bir tehdit ve kayboluş olduğuna inanlardanım. Her şeyin daha başı. Düzgün bir şekilde uzayın renkli görüntüsünü bile yeni çekebildik. Milyar yıllar yaşadığımız uzayın renklerini yeni gördük. Uzakları düşünmek mantıklı olmasa bile kendi içimizde de bir uzayı yaratmaya çalışıyoruz. Bir diğer tarafında ne olduğunu bilemiyoruz da aynı zamanda. Dolayısıyla, biz bütün bunların, başka bir dünya kurmak isteyenler için ne anlama geldiğine odaklanalım.

Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Sanat oluşturmak için de yazının başından beri söylediğimiz estetik anlayışı ve gücü gerekir. Oluşturduğumuz ve oluşturacağımız zekâların hepsi ise buradan bakınca bu güce eremez duruyor. Yani bir bilgisayar herhangi bir işlem yaptığında onun estetiğini nasıl düşünmüyor ise boş anında da sanat eseri, yani estetik bulunduran bir özgünlük çıkaracağını bekleyemeyiz. Yine o matematik işlemlerinin sıfır ve birlerini insanlar yazıyor olsa da duyguları yazmaya çalışan bir insan, robotu ya da bilgisayarı sadece yazdığı ile bırakabilir. Bir duygu birçok anlama sahip ve yaşanılan ana göre de insanda eser çıkartabilir. Estetik anlayışı da duygunun yansıması şahsen denilebilir gibi duruyor ve ruhu olmayan, hislerden bağımsız bir tenekenin eseri olamaz.
Robotun kendisi bir insan ürünü ve insan ise insandan yapılma değildir. Büyük bir güç tarafından verilmiş yoğun ve derin şeylere sahibiz. Günümüzde oluşturmak istedikleri dünya için uğraşan birçok insan olsa da öncelikle kendilerinin bir insan olduğunu unutur halde. İşte o yüzden de “ Yapay zekâ ve estetik” konusunu anlatırken bile farklı şeylerden bahsederek konuyu tek bir noktada buluşturabiliyoruz. “Yapay zekâ ile estetik” değil “Yapay zekâ ve estetik” dedik bu yüzden. Aynı ortamda bulunmayacak şeylere sahip iki kelime ve bu son paragrafta ise sadece olması şuan öngörülmeyen bir konu. Muhtemelen yeni bir şey oluşturamayacak ve gelecekte tasarımcının tamamen süreçten ayrılarak yapay zekâların işin başına geçtiği bir dönemi işaret etmek şu an için hayalden öteye gidememektedir. Unutmayalım ki ama insanlar arasında bir insan oluşturmak şu an araştırmacılarının gündeminde bir konudur aynı zamanda. Ve sanat insanla oluştuğu gibi sanatçıyı yapay zeka yapmak, sanatı kısıtlayıcı bir etken olacaktır.
Yazar,
Elif Zeyneb ŞENSOY
Kaynakça




Yorumlar