top of page

Vitrinde Yetişmiş Bir Neslin Porselen Çocukları

Gece uykumun arasında su içmek için kalktım, anneannemin evindeyken kullanıma açık tabak çanak bulmak zordu. Gece sersemliği mi deriz artık cam vitrinden porselen bir bardak gelmiş elime suyumu içmiş sonra bardağı tezgahta bırakıp geri yatmışım; Sabah ufak bir patırtı anneannemin elinde porselen bardak ve bardaktan ses ‘’Ya kırılsaydı , kullanmıyoruz bunları bulaşıklıkta bardaklar var onları kullan?’’ Bulaşıklıktaki bardak, bazen kendimi bulaşıklıktaki bardak gibi hissediyorum. Kötü de hissediyorum, kötü hissetmeseydim iyi de hissedemezdim; Ölüm olmasaydı yaşam, kötü olmasaydı iyi, cehennem kavramı olmasa cennet olmazdı.

Bencillik şayet bu kadar kötü ve bedbaht olsaydı içinde ‘’Ben’’ olmazdı. İşte tam da bu nedenle vitrinde yetişmiş bir neslin porselen çocukları, yapıştırıcı ya da bant boşuna icat edilmedi. Kırılacağız da döküleceğiz de acı çekeceğiz sonra sabah uyanacağız paşalar gibi işimize bakacağız bugün olmasa yarın yarın olmazsa evvelsi hafta ya da yeni yılda. Yine gülecek kadehlerimizi tokuşturacağız ve üzülüp o kadehleri yine kıracağız. Ben ruhumuzu tepe tepe, tepine tepine kullanalım diyorum, üstünüzde paralansın sonra Salı Pazarında 3-5 liraya satıp tepe tepe kullanırlar porselen ruhlarımızı üstüne nice pazarlıklar yaparlar. Birde derdini anlatmanın çare olmadığını içtiysen fincanından değme keyfine.

Birde terkedildiysen, sevdiysen, hatırladıysan,unuttuysan. Nerede deniz görse şimdi Nerede bir kesme çay bardağı bulsa uzaklardan gölgeleri selamlıyor; birbirlerini. Sonra yine tuzla buz bardak

deniz çekiliyor, bir daha hiç selamlaşmayacakmışçasına ruhları siliniyor, son geliyor;

İlkin geldiği gibi.



Yazar,

Zeynep ERİŞ

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page