Türk Dili ve Edebiyatının Koruyucusu Usta Yazarımız: Ali Şîr Nevâî Anısına...
- Hacer Şen

- 9 Şub 2024
- 3 dakikada okunur
"Öyle sanıyorum ki Türk münevverine hakkını iade ettim. Kendi öz dillerinin nasıl bir dil olduğunu anladılar ve Farsça söyleyenlerin Türkçeyi küçümseyen sözlerinden kurtuldular. Umarım ki, Türk şairleri, benim bu gizli hakikati ortaya koymaktaki gayemi anlarlar ve beni hayır dua ile yad ederler. İşte o zaman ruhum şad olur."

Öncelikle bir Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi olarak usta yazarımız Ali Şîr Nevâî'yi sizlere tanıtmaktan onur duyuyorum. Doğu Türklüğü bünyesinde yetişmiş şuurlu bir bilgin, velut bir şair, adil ve başarılı bir devlet adamı Nizamettin Ali Şîr Nevâî, 9 Şubat 1441’te dönemin önemli kültür merkezlerinden olan Herat şehrinde doğmuştur. Çocukluk ve gençlik yıllarını Hüseyin Baykara ile birlikte geçirmiş, onunla birlikte öğrenim görmüş, ilk eğitimini babasının yanında almıştır. Sultan Ebulkasım’ın teşvikleriyle şiirler yazmaya da başlamışlardır. Daha sonra eğitimine Horasan ve Semerkant’ta devam etmiştir. 49 yıl çeşitli devlet hizmetinde bulunmuştur. 31 Aralık 1500’de Sultan Hüseyin Baykara’nın Esterebat’tan dönüşünde kendisini karşılamaya çıkan Ali Şîr Nevâî, sultanla kucaklaşırken kalp krizi geçirip yere düşmüştür. Hükümdar onu Herat’a yetiştirmiş ve orada tedavisine başlanmıştır. Ancak üç gün sonra 3 Ocak 1501 günü hayatını kaybetmiştir.

Yaşamının bir döneminde Hüseyin Baykara’nın sarayında Nişancı olarak görev yapmaya başlamıştır. Aynı zamanda Hükümdarın en yakın arkadaşı ve en güvendiği kişidir. Nişancı olarak görev yaptığı dönemde ortaya çıkan taht mücadelelerinde Baykara’ya yardımcı olmuştur. Destekleriyle Herat’ta birçok medrese yapılmış, bu medreselerin bilim faaliyetlerini sürdürmeleri sağlanmış ve birçok bilim ehlinin akın ettiği önemli bilim ve kültür merkezi hâline gelmiştir. Eğitime ve öğretime oldukça önem veren değerli şahsiyettir Ali Şîr Nevâî...

Klasik Çağatay Edebiyatının oluşumu ve gelişiminde seçkin bir yeri olan ve otuza yakın eser ortaya koyan bilim ve sanat adamı Ali Şîr Nevâî; Türkçeyi yüksek bir sanat dili olarak işlemiş, bu güç ve inançla Türkçeye önemli bir değer kazandırmıştır. Arapça bilgisi de çok iyidir ama şiirlerini Türkçe ve Farsça yazmıştır. Kendisi de Farsça yazmış olmakla birlikte, çok daha güzel ve güçlü bir dil olan Türkçe varken eserlerini Farsça yazan ve eserlerinde edebi dil olarak Farsçayı tercih edenlere karşı çıkmıştır. Türkçenin Farsçadan daha zengin ve işlek bir şiir dili olduğunu açıkça ispat eden bir eser kaleme almıştır. 1499'da yazdığı bu eser, hala Türk Dili ve Edebiyatı derslerimizde işlediğimiz "Muhakemetü'l-Lügateyn"dir.
Türk kültürünün mitolojik ve kültürel değerlerini eserlerine ustalıkla yansıtan Nevâî, şiirlerinde dinî ve tasavvufi temaları da belirgin bir incelik ve ustalıkla kullanmıştır. Türk dilinin kültür ve medeniyet dili olmasında da önemli bir rol oynamıştır.
"... Türkçe konuşup yazmayanları, Türk soyundan olsalar bile Türk saymaz.”

Anadolu’da gelişen Türk edebiyatı şairlerinden Ahmed Paşa, Fuzûlî, Hayalî Bey, Seydi Ali Reis, Nâbî, Nedîm ve Şeyh Gâlib gibi pek çok şair, onun üslubundan etkilenmiştir. Hayalî Bey, Nâbî ve Nedim gibi şairler, Türkçe şiir söylemede şairlik vasıflarını överlerken kendilerini, Türk şiirinin zirve şairi olarak gördükleri Ali Şîr Nevâî ile kıyaslamışlardır. Türklüğün kendisine ihtiyaç duyduğu bir dönemde yaşamış ve en kritik dönemde Türkçeye sahip çıkan değerli edebiyatçımız; divân, hamse, tezkere, dil ve edebiyat, din ve ahlak, tarih ve bibliyografya gibi alanlarda manzum ve mensur olmak üzere otuza yakın eser vermiştir. Bir sanat hâmisi olarak da döneminde sultandan daha fazla ön plana çıkan, müzikten, tarihe, nesirden şiire kadar, birçok alanda hüner sahibi olan bir devlet adamıdır. Onun eserlerinin tür ve şekil bakımından zenginliği, sanatçı kişiliğinin değerini de gösterir. Kendisinin;
"Türkün bilgisiz ve acemi gençleri Farsçanın daha güzel olduğunu düşünerek şiirlerini Farsça yazmaya özeniyorlar. Etraflı ve sağlıklı düşünseler Türkçedeki bu kadar zenginliği, genişliği, kolaylığı ve derinliği görür bu dille şiir yazmanın daha kolay olacağını, şiirlerin de daha güzel olacağını anlarlar."
sözü üzerine düşünen ve yazılarında her zaman Türkçe'nin naif kurallarını göz önünde bulunduran genç yazarlar olarak ben ve ekibim, üstâdımız Ali Şîr Nevâî'yi saygı ve rahmetle anıyoruz.
Tüm gençler ve genç sanatçılar olarak; kendisinin döneminde korumaya çalıştığı dil, kültür ve sanat ögelerimize gözümüz gibi bakacağımız bir gelecek diliyorum... Sanatla kalın!

Hacer ŞEN




Yorumlar