Seksen Günde Devrialem
- zeynep eriş

- 12 Eki 2023
- 1 dakikada okunur
Sabah karanlık, yağmur kirası gecikmiş bir ev sahibi gibi pencerelere vuruyor. Balkondan soyunmuş ağaçlara bakıyorum, ıslak kollarında tek bir yaprak yok. Toprak kokuyor hava, toprakta çözünmüş et parçaları havayı karartmış sanki. Çatık kaşlar, kızgın olduğu için değil insanlar, alışkanlık. Yağmurdan kaçıyorlar, gözler kısık. Ben de tam burada yağmurla arama lütufkar bir nesne koyuyorum, şemsiye değil şemsiye yok yanımda çantamdan en korunaklı olarak kalın kapaklı bir Pavese kitabı çıkarıyorum, ıslak toprağa oturuyorum kitabı da okuyamıyorum, aramıza koyduğum kitabı henüz hak etmemişim. Bok püsür oldu üstümde kalktım, insanlara bakıyorum terlikle koşan bir adam gördüm elindeki ekmek leş bulaşık süngerine dönmüş hala koşuyor. Bende elimdeki ekmek leş bulaşık süngerine dönse de çok koştum, belki kuşlara veririz. Kan koklayan vahşi bir hayvan gibi vah olası benlimizle yok olmayacak bir güzelliği arıyoruz yüreğimizde. Hiçbir şeyle açıklanamaz insanımızın nasipsizliği ne bir küfür var anlatacak ne de iltifat. İnkisar var bir de sen varsın tebessüm ettiren hem bir küfür kadar yerli yerinde hem de sebepsiz güzel ve beraber bitebileceğimiz, bu alemi seksen günde devirir ve sonraki seksen günde yeniden kurarız, onca yol var gideriz birinde batar öbüründe çıkarız.
Yağmur dindi, hep diner ve yeniden yağar işte seksen günde devrialem.
Bu alem ses olsun seksenine ve sen canım,
Belki bir yağmur seni unutur, unutsun
Sen yine de inan
En çok bana
Kalbime inan, kafi.




Yorumlar