top of page

Kendi Kendine Var Olmuş Bir Hayat;Fyodor Dostoyevski

Bitmek bilmeyen dert ve sıkıntılar içinde geçen bir çocukluğun yükünü potansiyeli haline getirmiş bir varlık düşünelim.Hiçbir şey olmadığı yerden sıyrılıp gelen bir varlık bu.Ölümün kıyılarından sürgüne,cezaevlerinden,kürek cezalarına sürüklenen bir hayat bahsettiğimiz.Jorge Luis Borges'e "Aşkı ilk defa yaşamak gibi, denizi ilk defa görmek gibi, Dostoyevski'yi keşfetmek de insanın hayatında önemli bir tarihtir."dedittiren yazarımızı biraz daha yakından inceleyelim.




11 Kasım 1821'de Moskova'da çok da sağlıklı olmayan bir ailede dünyaya gelen dostoyevski küçük yaşlarda önce annesini sonra babasını kaybediyor.Gençliğini nerede olmak istediğinden emin olamamakla geçiren yazarımız ilk kitabının çok tutmaması üstüne politikayla ilgilenmeye başlıyor.1849 yılında komploya karıştı iddiasıyla tutuklanan yazarımız son anda kurşuna dizilmekten kurtuluyor ve cezası kürek cezasına çeviriliyor.Cezası bitince düştüğü maddi durumlar sonucu borcunu ödeyebilmek için yazdığı eserler rus edebiyatının en iyi eserleri arasında sayılıyor.


Dostoyevski'nin eserleri zorluktan çıkan bir mücevher olmakta birlikte kendinden sonra gelen bir sürü yazarı çok derinden etkiledi.O'nun varlığı bizlere yokluğun ve dışlanmışlığın içinden çıkan bir potansiyelinin büyüklüğünü gösteriyor.Kumar borcundan yazdığı kitapları günümüzde bile ilk zamanki etkisini sürdürüyor.Eserlerinde insanın içinde en ufak yerlerinde gizlediği takıntıları,gizlenmişlikleri ve kompleksleri yüzümüze vuruyor ve bunları ötekileştirenlere karşı bir duruş olarak bunları insanlaştırıyor.Bu sebeplerden döneminde çok fazla dışlanmış yazarımız şu sözleri dile getiriyor "Düşmanların mı var? Ne hoş. Bu hayatta bazı konularda karakterli bir duruş sergilemişsin demektir."


Hayatını hep bir şeylerle bazen kendisinin de bağımlılıklarıyla savaşarak geçiren dostoyevski gerek eserleriyle gerek hayatıyla bizlere olduğumuz asıl kişinin köşedeki varlığını uykudan uyandırıyor.Bugün klasik edebiyata eser vermiş bir çok kişide Dostoyevski'nin etkisini görmemek neredeyse imkansız.İnsandan çıkıp insana varan yazarımız hiçbir zaman halkın gerçek sorunlarından uzaklaşmadı ve bunları dile getirdi.Yalnız doğdu,yalnız büyüdü fakat bu dünyadan göçerken kalabalıklar arasında onun eserleri elden ele dolaşıyordu.Yaşarken kendini çok yalnız görse de yazıları birçok insan tarafından benimsendi.Hayatı yaşamanın karamsar büyüsününe açtığı pencereden bakan insanların bir daha eskisi gibi bakamadığını söylemek hiç de zor olmaz.


Yazımı Dostoyevski'nin bir sözüyle bitirmek isterim."Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler; ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak. Yoksa hangi balık boğmuş kendini, hangi serçe atlamış damdan."






 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page