top of page

İLHAM KAYBI- YARATICILIK

Çoğumuzun en büyük sıkıntısı. İlhamın kaybolmaması ve geri gelmemesi. Silgiler gibi. Saatlerce ararsın, bulamazsın. Bir süre sonra vazgeçersin. İlhamımız da öyle değil mi? Zaman ilerledikçe vazgeçiyoruz, bu iş bana göre değil diyoruz, “Belki bu iş için biçilmiş uygun kaftan değilimdir?”, “Bir şeyler yaratmak, özgün olabilmek benim özümde yok.”. Bir nevi içimizden bu özelliklerin doğuştan geldiğini düşünüyoruz. Ancak iş öyle değil. Hadi ilk olarak ilham sorunumuzu çözmek için özüne inelim.

Yaratıcılık; kişilerin yeni ve bir anlamıyla değerli görülen fikirleri ortaya koyabilme becerisine denir. Yani yaratıcılığınızı geliştirmek için yeni şeyler denemeniz gerekir. Ne kadar çok deneyim, o kadar düşünce, o kadar kapasite demektir. Yaratıcılık, sıfırdan var etme anlamına gelmez. Mevcut bir nesne, durum, fikir vb. üzerine özgün ve kullanışlı düşünceler üreterek yeni tasarımlar yapmak, yeni çözümler ve ürünler ortaya koymaktır.

Yaratıcı insanlar yüksek bir zekaya sahip kişiler değil çok yönlü düşünmeye ve farklı bakış açısına sahip kişilerdir. Zeka, yaratıcılık için gereklidir ama tek başına da yeterli değildir. Uzmanlar yaratıcılığın doğuştan gelmediğini ve süre içerisinde uygun koşullar ve eğitim ile beraber geliştirilebilir olduğunu ve zeka ile doğrudan bir bağının olmadığını savunmaktadır. Yaratıcı olabilmek için yeni yollar görmek ve düşünce sınırlarını zorlamak, peşinden gidilebilecek fikirleri bilmek gerekir. Kişinin ilerleyebilmesi ve yaratıcı olabilmesi için bir alan hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bilgi sahibi olabilmek kişiye alanı hakkında bakış açısı sağlar. Yaratıcılık kavramının kişide olabilmesi için motivasyon şartı gerekmektedir. Bu görev odaklı bir motivasyon olabilir.

YARATICILIĞI ENGELLEYEN FAKTÖRLER

Yaratıcılık için uygun bir ortama ihtiyaç vardır. Kendinizi özgür hissederseniz, beyniniz daha rahat çalışır. Eğer fikirlerinizi sürekli yargılanacak, farklı olduğundan dolayı beğenilmeyecek gibi düşünürseniz yaratıcılığınız da sizin gibi geriye çekilir. Bu da ilham perileriniz küstürür.


Sürekli bir rutin içerisinde olmak da kişinin benliğini öldürür. Sıradanlaştırır. Özgünlüğünü yitirir. Arada minik bir değişiklik yapmakta sıkıntı yoktur. Bir sabah kahve içmek yerine, çayı denemeye ne dersin?


Tek bakış açısı oluşturmak. Olaylara tek yönden bakmak. Dedektifler nasıl hırsızın gözlerinden de olaya bakıyorsa sizin de öyle yapmanız gerekiyor. Bir denizde hem yunus, hem balina hem de mercan olmalısınız.


Metaforlardan uzak durmak. Metafor çağrışımlı düşünmenin en güçlü türüdür. Şairler, düşünürler ve bilimciler metaforik düşünce sayesinde çok önemli ilerlemeler kaydetmişlerdir. Soyut şeyleri somutlandırarak, daha geniş bir düşünce yapısı oluşturulur.

“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!”

“Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal” Mehmet Akif ERSOY

“Al sancak” ve “Hilal” kelimeleriyle Türk Bayrağı anlatılmak istenmiştir yani burada bir metafor vardır.


Yaratıcılık, ilhamın ana kaynağıdır. Eğer yukarıda bahsettiğim faktörlere size uymuyorsa ilhamınızın uzakta olması oldukça normaldir. Peki, bunlara rağmen hala periniz yanınızda değilse neler yapabilirsiniz?


Geçmişe bakmak çoğu sanatçının kullandığı metotlardan biridir. Önceden okuyup, size farklı şeyler hissettiren bir kitabı tekrardan okumak, size ilham veren sanat çalışmalarını gözden geçirmek yardımcı olabilir.


Gözlemleyin. Dışarı çıkın. Parka, kafeye, kütüphaneye; ve etrafa bakın. Yakın zamanda sosyal medyada gezinirken bir video ile karşılaştım.

Kütüphane görevlisi, kütüphanede gördüğü bir olayı anlatıyordu.

Küçük bir çocuk “İspanyolca” bölümünden bir kitap seçiyor ve bilgisayarı ile meşgul alan babasından kitabı ona okuması için rica ediyor. Ancak babası, İspanyolca bilmediğini ancak sonrası için okuyabileceği başka bir kitap var mı diye beraber bakabileceklerini, söylüyor. Bunun üzerine çocuk kitabı geri yerine koymak için “İspanyolca” bölümüne geri dönüyor. Bu sırada ilk çocuktan biraz büyük başka bir çocuk, ilk çocuğun yanına geliyor. (Şimdi işler karışacağı için ilk çocuğa “M”, ikinci çocuğa “K” diyelim.)

K, M’ye dönüp “Ben İspanyolca biliyorum, istersen sana okuyabilirim” diyor ve kitabı alıp beraber bir koltuğa oturuyorlar. K’nın ebeveyni, M’nin babasının yanına telaşla gelip “Çok özür dilerim, ama benim oğlum İspanyolca bilmiyor.” diyor. Ama K heyecanlı bir şekilde M’ye hikayeyi anlatıyor gibi duruyor. K ve M’nin ebeveynlerini duyan genç İspanyolca bilen bir çocuk, bu sefer koltuğa doğru gidiyor. Ve ikisinin arasına geçip, hikayeyi okumaya başlıyor.


Şimdi, aklınızdan muhtemelen “Eee?” diye geçiriyorsunuz. Bu minik anıdan çıkarmanızı istediğim iki şey var. Birincisi, kütüphane görevlisin gözlemi. İlhamınızı geri kazanmanız için böyle güzel anları yakalamanızın büyük bir yardımı olacaktır. İkincisi ise çocukların yaratıcılığı ve özgüvenleri. K’nin İspanyolca bilmediği halde M’nin yanına gelmesi ve yaratıcılığını konuşturarak bir şeyler anlatması her yaratıcı bireyde olabilmesi gereken bir özelliktir.

Konuşun, uydurun, yaratın.

İlhamınızı bu şekilde kendinize çekebilirsiniz.

Şimdilik ilham ve yaratıcılık konusunu burada sonlandırıyorum. Ancak yakın zamanda genç sanatçılarımızla beraber “İlham Kaynakları” ile ilgili podcast çekimlerine paylaşacağız. Takipte kalın! Ayrıca ne zaman kendinizi yaratıcılık konusunda yetersiz hissederseniz “youtube: Thewizardliz” kanalına göz atabilirsiniz.

Yorumlarda size ilham veren podcastlerden, kitaplardan, filmlerden, dizilerden, sanat eserlerinden bahsedebilirsiniz!

Hayallerinizle Hoşça Kalın!

Yazan,

Ayşe Nur SUSUZLU



Kaynakça

Görseller:

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page