top of page

İkinci Dönem Feminizmin Kurucusu: Betty Fridean Anısına...

“Dünya kadınları birleşin, elektrikli süpürgelerinizden başka kaybedecek bir şeyiniz yok..."

Saygıdeğer Betty Fridean'ın kadınlar için farkındalık yaratma atılımı; bir Yahudi olarak, yerel ülke kulübünden ve diğer “saygın” okul etkinliklerinden dışlanmasıyla başlamıştır. Bu ayrımcılıkla savaşarak lisesinde edebi bir dergi kurdu. Romantik bir komünizm vizyonu vardı ve kendini “devrimci” olarak kabul etti. Yükseköğretimini yarıda bırakarak, fakir işçi sınıfına 1946-1952 yılları arasında gazetecilik yoluyla destek vermeye çalıştı. En ilerici işçi sendikalarından biri olan Amerika Birleşik Devletleri Elektrik, Radyo ve Makine İşçileri’nin resmi yayıncısı olan UE News’ın muhabir ve editörlüğünü yaptı ve işyerinde cinsiyet ve ırk ayrımcılığına karşı makaleler ve sendika örgütlenmesini destekleyen geleneksel öyküler yazdı. Fakat oğluna hamileliği sırasında işten çıkarıldı ve bunu cinsiyet ayırımcılığı olarak gördü. Friedan, UE News’den ayrıldıktan sonra serbest yazarlığa başladı.


“24 saatlik annelik, aşçılık, temizlikçilik işini bırakın, kendiniz olun, bir doktorla evlenmeyi hayal etmek yerine kendiniz doktor olun.”

Kadınlığın Gizemi kitabındaki giriş yazısında; kadın hareketine katılan milyonlarca kadının yaşamını değiştirdiğini, kadınların bitmek bilmeyen ev işi yükünü sırtından atıp, çocuklarını ve kocalarını beslemek dışında, zihinsel birikimlerini ve yeteneklerini kullanabilecekleri işler bulmaya yöneldiğini anlatır. Ve bu kitap, analizlerinde o kadar başarılıydı ki, Alvin Toffler’in dediği gibi, “tarihin tetiğini çekmişti.”. Gerçekten de Friedan yeni bir feminist dalgayı tetikliyordu. 1966’da Ulusal Kadın Örgütü’nün (NOW) kurulmasına öncülük etti ve ilk başkanı oldu. Ulusal Kadın Örgütü, Friedan ve bu dönemde öne çıkan feministlerin çabalarıyla kürtajın yasal olması ve cinsiyet ayrımcılığı yasalarının uygulanmasının kazanılması da dahil olmak üzere feminizm kayda değer zaferleri kazandı. Ayrıca, kadınların annelik yüklerini hafifletmek için devlet destekli gündüz bakımı için mücadele etti.


Peki liberal feministler neyi savunur?

Liberal feminizm, kadının özel alan ile sınırlı kalmasına karşı çıkarak, birey olarak kendini geliştirecek potansiyele sahip olması gerektiğini savunan bir ideolojidir.

Kadınların kişiliği de işte bununla ilgiliydi... Kadınların insan olduğunu söylemek... İnsani ve doğuştan gelen hakkımızı, toplumun ana akışına katılma ve kendi sesimizi duyurmak için eşit fırsatlar talep etmekti. Seçilmiş annelik gerçek kurtuluştur. Çocuk sahibi olma seçimi tüm annelik deneyimini farklı kılar ve diğer yollarla üretken olma seçimi en sonunda suçluluk duymadan yapılabilir. Betty Friedan'ın çalışmaları, kadınların özgürlüğü ve eşitliği için mücadelede önemli bir yol haritası olmuş, kadın hakları hareketinin başarılarına katkıda bulunmuştur. Betty Friedan'ın mirası, cinsiyet eşitliği ve kadın hakları hareketinin ilerlemesine katkıda bulunan önemli bir dönüm noktası olarak hala canlılığını korumakta, mücadelesini sürdüren feministler için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.




Şimdilerde kadınlar olarak her birimizin önemli bir tutunuş vazifesi bulunuyor. İçerisinde bulunduğumuz bu ataerkil toplumda, annelerimizi çok sevsek bile düş kırıklıklarını görmezlikten gelemiyorduk. Acaba onların bize aşırı bağlılığına, bizim ve babalarımızın yaşamını yönetme isteklerine, günlerini alışveriş yaparak ya da onları hiçbir zaman doyurmayacak şeyler isteyerek geçirmelerine yol açan boşluğu anlıyor muyduk, yoksa bundan nefret mi ediyorduk? Gariptir, kızlarını seven annelerin çoğu da kızlarının kendilerine benzemesini istemez. Her ne kadar annelerimiz bizim kendimizi yetiştirmemiz için savaştıysa da, kendilerine tanınmayan meslek sahibi olma hakkına sahip çıkmamız için bizleri teşvik ettilerse de, bize nasıl olabileceğimiz konusunda doyurucu bir örnek verememişlerdir. Sadece bize yaşantılarının boşluğunu, eve, çocuklara, yemek yapmaya ve oyun oynamaya bağlı kalmanın yeterli olmadığını anlatmaya çalıştılar. Anneler kızlarına kısaca: “Benim gibi sadece bir ev kadını olarak kalma” derlerdi. Ama kızların çoğu annelerinin yaşantısından ders çıkaracak yerde, annelerinin koca ve çocuklarının sevgisinin bilincine eremeyecek kadar engellenmiş oldukları düşüncesiyle, onların kadın olarak beceremedikleri şeyi kendilerinin yapabileceklerini “kadınca mutlu olacaklarını” sandılar...

Neredeyse her profesyonel alanda kadınlara hâlâ ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılıyor. Toplumda çalışmayı planlayan kızlara bu incelikli, rahatsız edici ayrımcılığı beklemelerini, onlara sessiz olmamalarını, bununla mücadele etmelerini söylemek harika bir hizmet olacaktır...



Ömrü boyunca feminist olarak kalan Betty Friedan, 90’lı yıllarda bir başka şeyin farkına vardı ve yaşlanmak üzerine bir kitap yazdı. Betty, 85 yaşında, doğum günü olan 4 Şubat’ta kalp yetersizliğinden yaşama veda etti. Rahmetle anıyor ve biz kadınlara bıraktığı tüm aydınlanmaları benimseme adına hareket halinde olacağımız sözünü veriyoruz.




Hacer Şen


 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page