Hayatı Çalınan Genç Yetenek; Camille Claudel
- Sıla Ceylan

- 15 Ağu 2023
- 3 dakikada okunur
Claudel’in hikayesini okuduğum ilk andan beri içimde tarifi olmayan bir acı hissediyorum. Belki de bu acı hikayesini anlatarak biraz olsun hafifler. Dünyada kalbi henüz çarparken yaşayamadığı hayatını, şimdi aramızda değilken yaşatabiliriz.

8 Aralık 1864 yılında Fransa’da bankacı bir baba ve varlıklı Katolik bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Heykele olan ilgisi henüz çocukken çamur-su ile oynadığı yaşlarda başladı. Babası, kızının yeteneğine ve sanata olan ilgisine kayıtsız kalamadı. Onun için Paris’e taşınarak en iyi hocalardan ders almasını sağladı. Hayatının en büyük darbesini bir erkek tarafından yemiş olsa da onu her zaman destekleyen iki kişi de erkekti. Babası ve kardeşi Paul. Annesi ise bu duruma şiddetle karşıydı. Kızının sanata yönelmesini istemiyor, onun için başka planlar kuruyordu.
O dönem hayatın her alanında olduğu gibi sanat camiasına da kadınlar kabul edilmiyordu. Heykel yapmak müstehcen görülüyor, kadın sanatçılara baskı yapılıyordu. Camille hem annesiyle hem sanat eğitimindeki cinsiyete dayalı kısıtlamalarla uğraşıyordu. Aguste Rodin ile tanışması da tam o zamanlarda oldu. Hepimizin ‘’Düşünen Adam’’ heykeliyle tanıdığı Rodin devlet tarafından Dekoratif Sanatlar Müzesi’ni tasarlamak üzere görevlendirildi. Tek başına tüm işlere yetişemeyen heykeltraş yanına asistan olarak Camille’yi aldı. Kısa sürede yeteneği Rodin tarafından keşfedildi.Zamanla yaptığı işler ona ilham vermeye başladı ve gözde öğrencisi haline geldi. Rodin’in 20 yıllık bir evliliği olmasına rağmen ikisi arasında bir aşk başladı. Bu aşk 19.yüzyılın belki de en iyi heykeltraşlarından birini hayattan koparacak ve onun sonu olacaktı.

Rodin’in en önemli eserlerinden sayılan Düşünen Adam Heykeli ve Cehennemin Kapıları’nda Camille’nin izlerine rastlarız. Hatta bazı tarihçilerin iddia ettiğine göre bu eserleri Camille’den çalmıştır. Camille heykele hareketi dahil etmesiyle bilinir. Cehennemin Kapıları eserinde görünen çıkıntıların hepsi birbirinden farklıdır ve dışarı doğru hareket eğilimindedirler
Claudel bu dönemde hayatındaki en büyük destekçisi olan babasını kaybeder.Rodin ile yaşadığı yasak ilişki yüzünden toplum tarafından dışlanır ve annesi tarafından reddedilir. Önce toplum tarafından sonra da en sevdiği insanlar tarafından yalnızlaştırılır.
Sanat camiasında yavaş yavaş ismini duyurmaya, yeteneğini gözler önüne sermeye başlar. Salon Sergisi’nde heykelleri sergilenir. Bu durum çok sevdiği, uğruna herkesi karşısına aldığı sevgilisini kıskandırır.Rodin’in en büyük korkusu Camille’nin onun yerini alması hatta onu geçmesidir. Beraber yaşadıkları evi terk eder ve eski karısına döner. Ardından onun sanatının önündeki ilerleyişi kesmek için Camille’nin annesiyle anlaşıp onu akıl hastanesine kapatırlar. Bu süreç boyunca kadının heykel yapabileceği her şeyden uzak tutarlar.


Yaşananlar Camille’nin gönlünde derin yaralar açar. Ailesi tarafından terk edilir, sevgilisi tarafından terk edilir. Ve sanatını terk etmek zorunda bırakılır. ‘’Nedendir bilmem zamanın keskin yüzünde vücut bulan o ihmal o yabancılık merakı,o ihanet ihtirası…’’ dizelerini hatırlatır insana. Yine acının materyali Camille tarafından dökülmüştür gözlerimize. ‘’Kader’’ adlı eserinde önde yaşlı iki kişi tarafından sürüklenen genç bir kız görürüz. O kız Camille’dir. Öndeki iki kişi Rodin ve karısıdır.Karısı Rodin’i Camille’yi terk etmesi için ikna eden cadıvari biri olarak şekillenmiştir.

(Kader)
Annesinin aksine kardeşi Paul hastanede onu yalnız bırakmaz. Beş senede bir ziyaretine gider,dışardayken de mektuplaşmaya devam ederler. Camille yaşadıklarını kardeşine ve hatta belki de bizlere şu şekilde anlatır:
‘Akıl hastanesi! Evim diyebileceğim bir yere sahip olma hakkım bile yok! Onların keyfine kalmış işim! Bu, kadının sömürülmesi, sanatçının ölesiye ezilmesi… Mahsus kaçırdılar beni, onlara tıkıldığım yerde fikir vereyim diye, yaratıcılıklarının ne kadar sınırlı olduğunu biliyorlar çünkü. Kurtların kemirdiği bir lahana gibiyim şimdi, yeni filizlenen her yaprağımı büyük bir oburlukla mideye indiriyorlar…
Bilmiyorum, kaç yıl oldu buraya kapatılalı, ama tüm hayatım boyunca ürettiğim eserlere sahip çıktıktan sonra şimdi de kendilerinin hak ettikleri hapishane hayatını bana yaşatıyorlar…
Bütün bunlar Rodin şeytanının başının altından çıkıyor, kafasında bir tek düşünce vardı zaten kendisi öldükten sonra benim sanatçı olarak atılım yapıp onu aşmam, bunu engellemek için de yaşarken olduğu gibi ölümünden sonra da ben hep mutsuz kalmalıydım… Her bakımdan başarıya ulaştı işte!
Bu esaretten çok sıkılıyorum… Eve hiç dönemeyecek miyim, Paul?’

Camille Claudel, 30 yıl akıl hastanesinde kaldıktan sonra 19 Ekim 1943'te öldü ve Monfavet mezarlığına gömüldü
Camille kadın olarak yaşamanın zorluğunun en somut örneğidir.Toplumda birey olarak yaşamanıza izin verilmez.Sırtınızın sıvazlanması gerekirken yetenekleriniz sırtınıza kambur olur. Gurur dolu bakışlar aradığınız gözlerde nefret pırıltılarını görürsünüz. Camille’nin hastanedeki psikolojisini biraz daha anlamak isterseniz 2013 Fransız yapımı Camille Claudel 1915’i izleyebilirsiniz.

Yazan,
İlkay Sıla Ceylan
KAYNAK
Arkeopolis\ Camille Claudel
Çatlak Zemin\ Erkek gibi bir kadın ‘’Camille Claudel’’




Toplumdaki cinsiyet eşitsizliği kendini belli ediyor. Ona dokunma sansımız yoktu ama sana dokuma sansımız var umarım kalemini hiç bırakmazsın🫠
hiç tanımadığım bir sanatçıyı tanımama vesile olan çok güzel ve detaylı yazılmış bir yazı olmuş. umarım daha çok yazınızı okuma fırsatım olur.
Son zamanlarda dikkatimi fazlasıyla çeken keyifle okuduğum yazılardan biri oldu. Umarım sizi farklı alanlarda da okuma şansımız olur.
Okuması çok keyifli bir yazı olmuş, öğrendiğim bilgilerin yanında yorumlarınız da beni etkiledi. Daha fazla yazınızı görmek isterim.