Bir Şehrin Panaroması"peki bizim varlığımız? o bizim yokluğumuz"
- zeynep eriş

- 25 Ağu 2023
- 2 dakikada okunur
Şehrin sokaklarında yalpalayarak ilerlerken, mevcudiyetimi, varlığımı düşündüm. İstiklalden Ömer Hayyam Caddesine oradan Balo Sokağa yürüdüm. Balo sokak ,eskiden atölyeye buraya gelirdim daha keyifli bir yerdi. Bir arka sokakta genel evler var, nice Efsun Ablalar belki bacaklarını değil ama farazi duygularını, umutlarını kesenler sonra Bağımlılar, yaşamak için ruhundan olanlar, yaşamak için ölenler, yaşarken ölenler ve hiç doğmayanalar, doğupda bir çöp kenarında bir çift memedeki süte muhtaç olanlar, anne kokusu bilmeyenler, baba sevgisi görmeyenler.
Dar sokakta markete gittiği için dayak yiyenler. Tophane yokuşundan yukarı merakla gezen turistler, Cihangirde lüks bir restoranda yemek yiyen kontesler ve tarla başına uzanan polisiye romanlar.
Şehir de var olan hiç duymadığımız feryatlar, ölümler, intiharlar birde hiç ölmemişler, hiç ölememişler , hep ölmüşler.

Kaçak binalar ve gecekondular, kartondan yapılmış yataklar, yalılar ve şatafatlı evler, malikaneler
bazen de apartmanlar

Bu şehri silerken elleri nasır tutanlar ve şehirden silinenler.. Çetrefilli hayatlar, ekmek parası için gül satan ufaklıklar ve arabalarının filmli camlarından burun kıvıran hegemonyalar, yanlış yolda olanlar, katli vacip sayılanlar.
Cebinde kalan son on lirası ile canına kıyanlar, savurganlıktan hiç vazgeçmeyen hovardalar.
Boynu süsleyen mücevherler ve ölüm şarkısı söyleyen halatlar, mevcudiyetini sorgulayanlar ve yok yere sorgulananlar, içeride yatanlar, dışarıda batanlar ve bitmek bilmeyen yalanlar.
Beylik düşünceli mahlukatlar bir de Mevlanalar, fikrini hiç duyamadığımız kısık sesler. Yardım için bağıranlar ve sesi kısılanlar-ölü canlar- ve onları hiç duymayanlar. Yıkılan hayaller ve binalar, enkaz olmuş yürekler, bedenler. Mezarı dahi olmayan çocuklar, evladının ölüsüne bile derdini anlatamayanlar. Yüksek yüksek tepelere ev kuranlar, yüksek yüksek tepelerden kuş olup uçanlar.
uçanlar, kaçanlar, kanatsız kalanlar.
Münzeviler ve bahar misali insanlar, kışı çağırıp salep içenler ve soğukta ölenler birde karda oynaşan çocuklar, insanlar, saatler, anılar , ismi lazım olmayanlar ve hep anılnanlar.
Bu şehri yapan da biz değiliz, yıkan da
Bu şehirde diken de biziz, yıkan da
Beni ben yapan da Beni ben yıkan da
Seni sen yapan da Seni sen yıkan da
Bizi biz yapan da Bizi biz yıkan da
Bu Şehrin Panaroması.
Yazar,
Zeynep ERİŞ




Yorumlar