'Aşk Olsun' ,aşkın denklemi aslında denkleri,
- zeynep eriş

- 22 Ağu 2023
- 2 dakikada okunur
Hayatın dehlizinden kafayı kaldırdığımızda göreceğimiz öncelikli görüntü arbededir zihin kendine yönelttiği soruda çok basit bir denklem içindedir fakat denklem sıfır çıkmamalıdır gel gör ki x in yerine ne koyarsan 0 çıkar çünkü zihnin gardı olamaz kazanan da yenilen de her halükarda sensin,’ her anın niyesini sorgulayan’ insana da iki yol vardır ya sonsuz bir kısır döngü içinde zehirlenmek ya da zihnine isyan bayrakları çekmek emin ol gerisi top misali yuvarlana yuvarlana hop top girdi bir oyuğa durağın adı duygu devlet bakmıyor şimdilik bu birime ama yarın ne olacağı belli olmaz o yüzden biz şimdi kendimizi şanslı sayalım yüreğimize kurduğumuz duygu mülkleri için vergi vermiyoruz aksi halde benim sahip olduğum her şeyi borç kapamak için adamam gerekirdi, yuvarlana yuvarlana geldik bir sigaranın ateşe tutulduğu o ana ilk aşklara Tomris Uyar’a Selma Tezakın’a Piraye’ye...

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin, Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür; Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin’demiş Özdemir Asaf, hayatının aşkla kesişen en büyük şiirini ilk eşi Sabahat Selma Tezakın’a, bir mektup yağmuru içinde on beş yıl boyunca yazmış. Yazıldıktan neredeyse elli yıl sonra ortaya çıkan bu mektuplar, bir şairin aşkının tüm boyutlarını gözler önüne sermiş. Bir Yeşilçam filmi gibi başlıyor hikâye. Sabahat Hanım ve Özemir Asaf, Istanbul Üniversitesi Fakültesi’nde öğrenciyken Asaf, onu görür görmez âşık olmuş. Bin kişilik sınıfta onun için yer tutarmış. Bir ara Sabahat Hanım okul değiştiriyor. Her gün onun yolunu gözleyen Özdemir Asaf, bu ayrılığın acısıyla yataklara düşmüş ve sürekli Sabahat Hanım’ın adını sayıklamış. Özdemir Asaf’ın annesi ve teyzesi telaş içinde Sabahat Hanım’ın babasına durumu anlatmışlar ve çift 1946 yılında evlenmiş. Bir süre sonra Özdemir Asaf askere gidince Sabahat Hanım’a: “Ben sana yazmak zevkinden mahrum olacağa benzemiyorum.” diyerek yeniden mektuplar yazmaya başlamış. “Sana mektup yazmaya lüzum kalmayacak olan zamanları düşünmek; seni daima görebileceğim günleri hatırlamak; bana verdiği sarhoş edici, çıldırtıcı heyecanlı zevkleriyle senin yakınında bulunmak, tehlikeli olabilecek derecede sevindiriyor” diyen Özdemir Asaf, mektup yazmasına gerek kalmayacak günleri özler olmuş. Evlilikleri ayrılıkla sonuçlansa da kızları Seda Hanım’a göre Özdemir Asaf’ın Sabahat Selma Tezakın’a duyduğu aşk, evlendikleri sırada nasılsa ayrıldıktan sonra da öyle olmuş.

Hayranlık verir bana aşkın seyri. Ben hiç aşık olmadım açıkçası aşktan ziyade sevginin büyüsü konforlu gelir bana fakat illaki aşkla tanımlasaydım bu sevgiyi aşkın kendisine aşık olduğumu söylerdim sadece duygularıma da değil duygularınıza adımdan bir harf atsam fena mı olurdu lise yıllarımda Attila İlhanla iddiaya girip ya da Nazım yerine ben kaleme alsaydım Piraye’ye mektupları. Ben olsaydım sokakta gördüğüm el ele saçlarını ağartmış çift evet çift olsaydım o çiftin kendisi aşk olsaydım mesela aşk olsun bu dünyaya benim neyim eksikti tüm aşklardan ve aşk olsun savaşı kaybeden taraf olduğumu hatırladığım dönemlerdeki kalbimin acısına ve biten gözyaşlarına ve hiç bitmeyen duygu soykırımlarına , ben hala dünyaya olan borcumu kapatmaya çalışıyorum görüyor musunuz, gülümsediğim zamanları düşünüyorum bazen on dakikadan sonra devlet hazinesinden yiyormuşum gibi hissettiriyor ne yapayım aşk olsun yapıp da yiyeceğimiz ama hiç yiyemediğimiz poğaçaya da hasbelkader hastane de tanıştığım bir daha göremeyeceğim o ablaya da aşk , size de en çok da bana aşk olsun aşkı hiç bilmeyen bana beni duyup hiç dinlemediğin için sana ve dünyadaki tüm sonucu sıfır çıkan denklemlere, aşk olsun...
Yazar,
Zeynep ERİŞ
Kaynakça;Kültür İstanbul




Yorumlar