Nazım’ın Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ve Şiir Notlarından Kesitlerle Ufak Sohbet-1
- zeynep eriş

- 28 Ağu 2023
- 2 dakikada okunur
1937 İstanbul Tevkifhanesinde Nazım Hikmetin Cebindeki Defter
Nazım 1937’de bu defteri,” Talihsiz Yusuf’un gemisiyle Barselon’a Seyahat” şiiriyle ilgili karalamalar sayısız şekilde “Piraye, Piraye Ran” notları ve 31 Aralık 1936’da başlayıp 1939’a kadar süren ancak gelişimi ve sonucu hakkında pek fazla bilgi bulunmayan davasından notlarla dolu, aşk ve şiir notlarıyla başlayıp biten bu defterin ortasında kavga notları yer alır. Orjinalde Nazım notlerı eski Türkçe tutmuştur. Nazım defterleri tutmadan önce Almanya’da, “Führer” Hitlerin üstün ırk görüşü ile antisemitizm ve Yahudi düşmanlığı yükseliyordu. İspanya’da Cumhuriyetçilerden yana çıkan, İtalyan faşizminin Habeşistanı işgal etmesini kınayan, Alman faşizmine ve ırkçılığına dikkat çekmek için kitap yazan Nazım’ın aklı İtalya, İspanya ve Almanya’daydı. Otuzbeşli yıllarda evlendiği Piraye ile Cihangirde apartmanlarının çatı katında oturuyor, İpek Film Stüdyosunda ve Babıali de çalışıyor, Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı’nı yazıyordu ve 30 Aralık’ta gözaltına alındı. Otuz altı yılının son gününde isnat edilen suç, komünistlik tahrikatı tevkif sebebi 125 ve 128. Maddeler diye yazıldı ve otuz yedi yılına tutuklu girdi.
Nazımın eli hiç durmazmış, Memet Fuat, Nazımın okuduğu sayfalara bile çizimler yaptığını görür bunun bir düşünme yolu olduğunu söylermiş. Aslında Nazım “Talihsiz Yusuf’un Gemisiyle Barselon’a Seyahat”i yazıyor veya Komitern belgelerinde İsmail Bilen’in Nazımın gerçek bir antifaşist olduğunu anlatan yazısında söylediği gibi İspanya Cumhuriyetini savunuyor yani Türk halkını İspanya’ya yardıma çağırıyor.

Piraye’nin adı defterin öbür sayfalarında olduğu gibi defalarca yazılıyor.
Atilla Coşkun, Nazım’ın Davaları kitabında, Nazım Hikmet’in, Zeki’nin Nazımla görüştüğünü ve ondan bir kitap alması üzerine bu ilişkinin örgüt ilişkisi sayılarak gözaltına alındığını yazar. Bu kitap Manifestodur.

Nazım Piraye'nin ismini kara kalemi bırakıp pembe ile not almış uzun süre gemiler çizmiş kitabının konusu ve annesinin ressam olduğunu düşündüğümüzde çok beklenir.. Piraye ile Nazım için iç ısıtan bir bilgi de Nâzım’ın cezaevinde olduğu dönemde, 1934 Haziran’ında soyadı yasası çıkarılmıştı. Bütün yurttaşların yıl sonuna kadar soyadı almaları gerekiyordu.
Nâzım da yeni bir soyadı almak zorundaydı. Herkes Öztürk, Safkan, Yılmaz, Eğilmez, Türksoy, Kahraman gibi iddialı soyadları seçiyor, Nâzım bundan hiç hoşlanmıyordu. Karar veremedi. Cezaevinden çıktıktan sonra da Nâzım bu konuda kararsızdı. Bir şiirinde soyadı konusunda şöyle diyordu:
‘Hasep mezhep, kan, soy sop işinde yoğum. Çünkü ne soyu sicilli bir buldoğum ne de tecrübelik tavşan.’
Nâzım Piraye’yle soyadı konusunda anlaşamıyordu. Bir gün ‘Sen istiyorsan git kendine bir soyadı al. Ben de gerekirse onu kullanırım,’ dedi.
İleride ayrılırlarsa soyadı Piraye’de kalacaktı. Birlikte bir soyadı düşünmeye başladılar. Piraye ne bulsa Nâzım gülüyordu. Sonunda anlamsız bir soyadı almaya karar verdiler. Piraye ‘Ran’ soyadını önerdi. Nâzım da bunun bazı fiillerin sonuna eklenebileceğini anımsattı. Örneğin başaran, kurtaran, saldıran, coşturan… Buna çok güldüler. İsteyen kendine göre yorumlasın dediler. Ertesi gün de nüfus idaresine başvurup Ran’ı nüfuslarına işlettiler.
Hal böyle, ilk defterin içine girdiğimde kafası karışmış ve boşluğa düşmüş bir Nazım Hikmet hissettim diğer bir kaç defterden ziyade şiirden uzak günlük gibi tutmuş diğer defterleri de ileriki yazılarda bir dizi edasıyla okuyup Nazım Hikmetin iç dünyasında kendimizden parçalar keşfetmeye devam edeceğiz. Piraye koleksiyonundan olan bu defterde Nazım'ın ilk eşi Piraye'ye olan sevgisi oldukça kendini hissettiriyor bunun yanında Nazım Hikmet'in cep defterlerini okumak onun hayatını ve fikirlerini, cezaevi yıllarını ve getirilerini hatta şiirlerini okurken onları anlamlandırmama yardımcı oldu. Nazım Hikmet'in kalbine tüm insani duygulara hoş geldik..
Yazar,
Zeynep ERİŞ




Yorumlar