Kolektif Bilinç Dışı ve Sanat Psikolojisi
- Hacer Şen

- 4 Oca 2024
- 3 dakikada okunur

Merhaba! Bu yazımda sanata etki eden dallardan biri olan psikoloji hakkında konuşacağız. Birbirimizi tanımak adına iletişim halinde olacağız. Yazı içerisinde sizlere bahsedeceğim konu ile ilgili kısa sorular soracağım. Cevaplarınızı yorum kısmında belirtebilirsiniz. Umarım keyif alırsınız. Haydi başlayalım!
Öncelikle psikoloji, yalnızca sanat değil insana dair her şeyle doğrudan alakalıdır. Hal böyle olunca elbette sanatın işleyişini ve ilerleyişini de etkiler. Elbette sanat da psikolojiye bazı katkılarda bulunur. Bu, tamamen karşılıklı bir etkileşimdir. Sanat, insanın kendini anlatma yollarından biridir. Bireyin kendini anlatma ihtiyacı ise tamamen psikolojik bir
istemdir. Sanat kişinin ihtiyaç duyduğu duygulara ve eksikliklere hitap eder. Bunları kullanıp bir eser ortaya çıkaran kişiye de sanatçı denir.
SORU 1: Sanatı ne için kullanmak size cazip geliyor?
A) Konfor alanımdan çıkmamı sağlıyor.
B) Ruhuma hitap ettiği için tercih ediyorum.
C) Bir kaçış yolu olarak görüyorum.
D) Bana arkadaşlık ediyor ve duygularımı yönlendirmemi kolaylaştırıyor.
E) Cesaretli ve özgüven sahibi bir insan olmamı sağlıyor.

Sanat; zihin, beden ve ruh da dahil olmak üzere insan kişiliğinin tüm karmaşıklığına dokunur ve bunları ifade etmeye yardımcı olur. Çoklu zeka, iletişim kurma ve problem çözme gibi özellikleri geliştirir. Bilinçaltımızı dışa vurma yolu olarak da görülebilir. Kısacası sanat, robotlaşmanın önüne geçer. Sanat ve psikoloji ilişkisinde, işin görünen tarafı bu tarz olumlu dokunuşlar ile dolu olsa da iç yüzünde kişinin üzüntü, keder, yalnızlık, sevgisizlik, değersizlik, güvensizlik gibi olumsuz duyguları da bulundurur. Bu noktada öznellik ağır basar ve her birey farklı psikolojide olduğundan, ortaya farklı sanat dallarında ve yine farklı şekil ve anlatımlarda eserler ortaya çıkar.
Peki, bir sanat eseri tasarlarken güzel bir oluşumun ortaya çıkması için illaki psikolojik bir travma veya örneğin üzüntü konulu bir eser tasarlarken üzüntülü bir ruh hali mi edinmemiz gereklidir? Bence hayır. Travması olmayan, üzgün, kaygılı vb.. hissetmeyen insanlar da bu konuları ele alarak bir sanat eseri ortaya koyabilirler. Çünkü, insanın psikolojisinde "empati" adlı bir duyu bulunur.
SORU 2: Siz bir eser yorumlarken üreten sanatçının psikolojisiyle empati yapıyor musunuz?
A) Evet, sanatçı ne hissediyor anlamaya çalışıyorum.
B) Kısmen onu anlamaya çalışıyorum.
C) Hayır, yalnızca kendime çıkarım yapıyorum.
D) Hiç yapmıyorum, normalde de pek empati kurmam zaten.
E) Empati ne demekti?

Eserin oluşum aşaması ile ilgili olarak psikanalitik ve arketip yaklaşımı ilgilendiren sorulardan bazıları şunlardır: Sanatçı ne için yaratır? Yaratmanın kaynağı nedir? Yaratıcının motivasyonu nelerdir? Sanatsal yapıya sahip kişilerin bilinçdışıyla olan doğal ilişkileri oldukça güçlüdür. Bunu çözmek de oldukça zor ve karmaşıktır. Yaratıcı süreç, insanoğlunun ezelden beri var olan ve bilinçdışında uyuyan sembollerinin canlandırılması, dolayısıyla da sanatsal bir yapıtı ortaya koymak için bu sembollerin özenli bir şekilde düzenlenip şekillendirilmesi sürecidir. Edebiyat eserlerinde asıl anlamın yerine mecaz, sembol ve alegori gibi edebi sanatlar kullanılır. Bunlar, bir taraftan esere canlılık ve çekicilik katarken, öte taraftan anlamı genişletmek, daha karmaşık ve soyut bir hale sokmak için tercih edilirler. Bu karmaşıklığı çözebilmek adına bazı eleştirmenler, edebiyatçılar ve bilinçli okurlar psikanalitik ve arketipeleştiri kuramlarına sıklıkla başvurmaktadırlar. Bu iki kuram aynı kökten filizlenmiş olsalar da farklı yönlere budaklanmışlardır.
SORU 3: Sanat eserlerini tüketmek, size iyi geliyor mu? Ve/ veya kişisel sorunlarınızla bağdaştırıp benim gibi sorularınıza cevap arıyor musunuz?
Eğer algılarımız vasıtasıyla içselletirdiğimiz bir anlatı; duyu ve heyecanlarımızla
uyum içindeyse o bir sanattır ve hissedilen şeyin adı da estetik hazdır. Bu haz benim gözümde
hasta bir ruha uygulanan tedavi yöntemidir. Sanatın farklı dalları terapistler tarafından da psikolojik hastalıkları iyileştirmek için kullanılmaktadır. Örneğin, sanat terapisi, müzik terapisi, dans terapisi, psikodrama ve şiir terapisi ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılır. Yazıma güzel bir alıntıyla son verirken siz okuyucularıma da bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ediyorum.

“Yüzün taştan yontulmuş,
kanın sert topraktan,
denizden geldin.
her şeyi alıp, inceliyorsun
ve kendinden atıyorsun
deniz gibi. yüreğinde
sessizlik var, bastırılmış
sözcükler. karanlıksın.
senin için şafak sessizliktir.” Cesare Pavese
Hacer Şen




Yorumlar