top of page

İnsan Yarınlar İçin Yaşar

Sisifos,Ölüler Ülkesi tanrıları tarafından sonsuza dek taş yuvarlamaya mahkûm edilir; hedefe her yaklaşmada taş yine aşağıya düşer.

21 Ağustos 2006 PAZARTESİ

Bu sabah uyandığımda güneş çoktan demirleri ısıtmaya başlamıştı. Tatlı tatlı esen rüzgar perdemi bir oraya bir buraya uçuşturuyordu. Bense bu huzurlu tablonun içinde yaşayan mutlu bir karakter değildim. Komşumun yenilemeye başladığı mutfağın kurbanıydım. Sanki beynimi deliyormuşçasına çalışan matkap sesine aldırmadan biraz daha uyumaya çalıştım. Bu sefer de bir Nazi edasıyla öten alarmımın sesi beni uyutmadı. Onları daha fazla kızdırmadan yataktan kalkmaya karar verdim. Bu kötü sabahı toparlayacak tek şey mis kokulu bir kahveydi. Koşardım mutfağa gittim ama ne yazık ki kahve bitmişti. Kavanozunun içinde kalan kahve kokusuyla kendimi avutmaya çalıştım. Banyoya gidip yüzümü yıkadım. Alelacele hazırlanmaya başladım. İçimdeki isteksizlik bana öyle karşı koyuyordu ki her şeyi oyalana oyalana yapıyordum. İşimi pek sevmiyordum. Bu yüzden de çorabımı giymek bile bana külfet oluyordu. Çantama dosyaları yerleştirip evden çıktım. Apartmanın kapısını açtığımda beni bir sürpriz bekliyordu. Aylardır yağmayan bahar yağmuru, hıncını çıkarırcasına yağıyordu. Bense hayatı iplik ucuna bağlı biriydim. Hava durumunu asla takip etmezdim. Nasıl olsa arabam yakında diye düşünüp koşmaya başladım. Arabaya bindiğimde yeni yıkanmış bir çamaşırdan farkım yoktu. Makyajım akmış, saçlarım birbirine yapışmıştı. O an öylece oturup saatlerce ağlamak istedim ama yetişmem gereken bir işim vardı. Her şeyi bir anlık unutmaya karar verip trafiğin akışına kaptırdım kendimi. Ofisin merdivenlerini çıkarken herkes bana bakıyordu. Belki çabuk gidersem daha az kişiye rezil olurum diye düşünerek basamakları üçer beşer çıktım. Odama girmeden bir bardak kahve içebilirim umuduyla mutfağa uğradım. Bugün her şey ters gitmeliydi ya, tek bir damla bile kahve kalmamıştı. Oflaya, puflaya odama girdim. Ofiste yine birisinin terfisi kutlanıyordu. Her gün iş arkadaşlarımdan birisi ya terfi oluyor ya da başka bir şirketten teklif alıyordu. Bense yerimde sayıyordum. Bu odanın içine, bu dört duvar arasına hapsolmuş gibiydim. Kimseyle konuşmuyor, tüm gün yalnız başıma oturuyordum. Yazmam gereken raporları yazınca da arkama bile bakmadan evime gidiyordum. Bu iğrenç hayatı idame ettirirken tek motivasyonum bir gün çektiğim azabın bitecek olmasıydı. Emekli olup çok güzel bir daire alacak, terasına rahat bir koltuk atacak, akşama kadar kitap okuyacaktım. O yüzden sabrediyordum. Masamın üstündeki raporları teker teker bilgisayara girmeye başladım. Öyle dalıp gitmişim ki annemden gelen mesaj sesi beni ürküttü. ‘’Kızım otobüse bindim, yarın sabah oradayım.’’ Annem başka bir şehirde yaşıyordu ve sadece yazdan yaza görüşebiliyorduk. Sene içinde böyle küçük fırsatlar bulunca da kaçırmamaya çalışıyorduk. Onu ne kadar özlediğimi düşününce yine gözlerim doldu. Bugün içimde bitmek bilmeyen bir hüzün, bir huzursuzluk vardı. Sanki bir şeyleri bekliyor, olmayacağını bildiğim için yas tutuyordum. Annemin yarın bu saatlerde yanımda olacağını düşünüp kendimi telkin ettim. Raporlarla biraz daha oyalandıktan sonra eve döndüm. Güzel bir yemek yedim. Sonra da vakit öldürmek için televizyon izledim. Gözlerimin yavaş yavaş kapandığını fark edince hiç nazlanmadan yatağıma geçtim. Tek düşündüğüm yarındı. Önümde bugünden daha güzel geçebilecek bir sürü yarın vardı. Bunun üstüne belki düşünmüyoruz ama hepimiz yarın için yaşıyoruz. Hayallerimiz, umutlarımız küçük küçük yarınlardan oluşuyor. Daha güzel geçebilecek bir gün bizi sonsuzluğa kavuşturuyor. Hem yarın annem de gelecekti...Her şey daha güzel olacaktı..


22 Ağustos 2006 SALI

Bugün iğrenç bir matkap sesiyle uyandım. Yine de alarm çalana kadar yeniden uyumaya çalıştım. İstemeye istemeye yataktan kalktım. Kahve içmek için mutfağa gittim ama hiç kalmamıştı.

(………………)


23 Ağustos 2006 ÇARŞAMBA

Bugün erkenden uyandım. Yarın annem geleceği için alışveriş yapmaya gidecektim. Ben uyanmasam da zaten matkap sesi uyandıracakmış. Komşumuz mutfağını yenilemeye başlamış. Alarmı ilk kez daha çalmadan kapattım. Eminim ki o da şaşırmıştır..

(…………)

YAZAN,

Sıla Ceylan

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page